Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye) kapsamında gerçekleştirilen “Kuşakların Karşılaşması: İki Nesil, Tek Sektör, Tek Gelecek” oturumunda, turizm sektörünün deneyimli yöneticileriyle genç temsilcileri aynı sahnede buluşarak sektörün geleceğini değerlendirdi.
Gençlerin turizmden uzaklaşma nedenleri, adil ücret politikaları, çalışma koşulları, kariyer fırsatları, mevsimsel istihdam, mentorluk ve yapay zekânın geleceğin mesleklerine etkileri ele alındı.
Deneyimli yöneticiler gençlerin sektörde tutulması için çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurgularken, Hacettepe Üniversitesi öğrencileri Berkay Güney ve Mert Briann Özerol, yeni neslin beklentilerini doğrudan dile getirdi. Oturumun öne çıkan mesajı ise turizmin geleceğinin yalnızca yeni yatırımlarla değil, insan kaynağına verilen değerle şekilleneceği oldu.
26–28 Ekim 2026 tarihlerinde ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye), sektörün geleceğine yönelik değerlendirmelerin yapıldığı oturumlara ev sahipliği yaptı.
Fuarın üçüncü gününde düzenlenen “Kuşakların Karşılaşması: İki Nesil, Tek Sektör, Tek Gelecek” panelinde, turizm sektörünün deneyimli profesyonelleri ile gelecekte sektörün yönetiminde yer alması beklenen gençler bir araya geldi.
Senior Hotel Genel Müdürü ve Skål Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı H. Cüneyt Kuru’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturuma; Skål Türkiye Ulusal Komitesi Genel Sekreteri Akın Okyay, Ramada Encore by Wyndham İzmir Genel Müdürü Güner Güney, Skål International Antalya Başkanı Erdoğan Turan, Paloma Group Hotels Kıdemli Büyüme Pazarlama Müdürü Gizem Duran ile Hacettepe Üniversitesi öğrencileri Berkay Güney ve Mert Briann Özerol katıldı.
Panelde deneyimli profesyonellerin yıllar içerisinde edindikleri tecrübelerle gençlerin değişen beklentileri karşılaştırılırken, turizm sektörünün nitelikli insan kaynağını nasıl koruyabileceği ve yeni nesillere nasıl daha güçlü kariyer fırsatları sunabileceği tartışıldı.
H. Cüneyt Kuru: “Hizmet Sektörünün Merkezinde İnsan Var”
Oturumun moderatörlüğünü üstlenen H. Cüneyt Kuru, turizm sektörünün geleceğinin tartışılmasında hem deneyimli yöneticilerin hem de gençlerin görüşlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Turizmin insan odaklı bir hizmet sektörü olduğunu vurgulayan Kuru, misafir memnuniyetinin temelinde çalışanların motivasyonunun, çalışma koşullarının ve kendilerine gösterilen saygının bulunduğunu ifade etti.
Geçmiş yıllarda otelcilik sektöründe çalışanlara verilen değerin ve mesleğin sahip olduğu saygınlığın daha güçlü olduğunu savunan Kuru, bugün sektörün karşılaştığı personel sorunlarının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını söyledi.
Özellikle Antalya gibi mevsimsel turizmin yoğun olduğu destinasyonlarda çalışanların yıl boyunca istikrarlı gelir elde edememesinin önemli sorunlar oluşturduğunu belirten Kuru, lojman koşulları, ulaşım olanakları ve yöneticilerin personele yaklaşımının da çalışanların sektörde kalma kararını etkilediğini vurguladı.
Yeterli dinlenme imkânı bulamayan ve zor koşullarda yaşayan bir çalışandan yüksek hizmet kalitesi beklenemeyeceğine dikkat çeken Kuru, otel işletmelerinin personel giderlerini yalnızca azaltılması gereken maliyet kalemleri olarak değerlendirmemesi gerektiğini ifade etti.
Erdoğan Turan: “Gençler Turizmi mi İstemiyor, Yoksa Çalışma Koşullarını mı?”
Skål International Antalya Başkanı Erdoğan Turan, panelin temel sorularından birinin gençlerin neden turizm sektöründen uzaklaştığı olduğunu belirterek, sorunun doğru tanımlanması gerektiğini vurguladı.
“Gençler turizmi mi istemiyor, yoksa turizm sektörünün sunduğu çalışma koşullarını mı istemiyorlar?” sorusunu gündeme taşıyan Turan, gençlerin sektöre olan ilgisizliğinin yalnızca yeni neslin beklentileri üzerinden açıklanamayacağını söyledi.
Otelcilik sektöründe 42 yıllık deneyime ulaştığını belirten Turan, kendi kuşağının kariyer gelişimi için uzun yıllar çalışmayı ve belirli pozisyonlara ulaşmak için beklemeyi doğal karşıladığını ifade etti.
Ancak günümüz gençlerinin bilgiye ve teknolojiye çok daha hızlı ulaşabildiğini belirten Turan, kariyer ve çalışma hayatına ilişkin beklentilerinin de bu dönüşüm doğrultusunda değiştiğini söyledi.
Adil ücret politikaları, insanca çalışma koşulları, saygı görme ve geleceğe güvenle bakabilmenin gençlerin temel beklentileri arasında yer aldığını belirten Turan, sektör yöneticilerinin bu ihtiyaçlara duyarsız kalmaması gerektiğini vurguladı.
Gençleri turizme kazandırmak kadar sektörde kalmalarını sağlamanın da önemli olduğunu ifade eden Turan, çalışanların emeklerinin karşılığını almasının mesleki bağlılık açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Gizem Duran: “Artık Ürün Değil, Duygu ve Deneyim Pazarlıyoruz”
Paloma Group Hotels Kıdemli Büyüme Pazarlama Müdürü Gizem Duran, turizm sektörünün gençler açısından yeniden cazip hâle getirilmesi gerektiğini belirterek, konuyu pazarlama ve çalışan deneyimi açısından değerlendirdi.
Endüstri mühendisliği geçmişine sahip olduğunu ve yaklaşık 12 yıldır sektörde çalıştığını ifade eden Duran, pazarlama anlayışındaki dönüşümün insan kaynakları yaklaşımına da yansıması gerektiğini söyledi.
Geçmişte ürün ve hizmetlerin özelliklerinin ön plana çıkarıldığını, bugün ise duyguların ve deneyimlerin önem kazandığını belirten Duran, bu anlayışın çalışanlar için de geçerli olduğunu vurguladı.
“Şimdi duygu ve deneyim pazarlıyoruz.” sözleriyle değişimi özetleyen Duran, gençleri sektöre çekebilmek için öncelikle onların çalışma deneyimlerinin iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çalışanlara değer vermenin yalnızca takdir edilmekten ibaret olmadığını belirten Duran, ücret politikalarının, mesleki yetkinliklerin ve performans sistemlerinin de adil biçimde oluşturulması gerektiğini söyledi.
Yabancı dil bilgisi, mesleki beceriler ve çalışanların üstlendikleri sorumlulukların ücretlendirme süreçlerinde dikkate alınmasının önemine değinen Duran, şeffaf performans değerlendirme sistemlerinin çalışanların kuruma olan güvenini güçlendirebileceğini belirtti.
“Bir Yöneticinin Yaklaşımı Gençlerin Sektörde Kalmasını Sağlayabilir”
Gençlerin turizm sektörüne bağlılığında liderlik anlayışının önemli rol oynadığını belirten Gizem Duran, yöneticilerle çalışanlar arasındaki iletişimin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Genç çalışanların kendilerini geliştirebildikleri, görüşlerini paylaşabildikleri ve yaptıkları işin karşılığını görebildikleri ortamlarda daha güçlü bir aidiyet hissedebileceklerini ifade etti.
Yöneticilerin çalışanlara yalnızca görev veren kişiler olmaktan çıkarak onları destekleyen ve gelişimlerine katkı sağlayan mentorlar hâline gelmesinin önemine dikkat çeken Duran, insan odaklı yönetim modellerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Turizm sektörünün geçmişte gençler için önemli bir kariyer fırsatı olarak görüldüğünü hatırlatan Duran, bu algının yeniden oluşturulabilmesi için çalışma koşullarında somut iyileştirmeler yapılması gerektiğini ifade etti.
Akın Okyay: “Gençlerin Bilgisiyle Bizim Deneyimimiz Birbirini Tamamlıyor”
Skål Türkiye Ulusal Komitesi Genel Sekreteri Akın Okyay, turizm sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyiminden hareketle kuşaklar arası iş birliğinin önemini değerlendirdi.
Yaklaşık 41 yıldır turizm sektöründe çalıştığını ve bunun 33 yılını aynı şirkette geçirdiğini belirten Okyay, mesleki gelişimde sürekliliğin ve kurum içi yetişmenin önemli olduğunu söyledi.
Genç çalışanların beklentilerinin anlaşılması gerektiğini belirten Okyay, yöneticilerin gençlerle empati kurmasının ve sahip oldukları deneyimi yeni kuşaklarla paylaşmasının önemine dikkat çekti.
İnsanların farklı dönemlerde bağımlılık, bağımsızlık ve karşılıklı bağımlılık aşamalarından geçtiğini anlatan Okyay, çalışma hayatında gerçek başarının farklı yetkinliklerin birbirini tamamlamasıyla sağlanabileceğini ifade etti.
Gençlerin teknolojiye ve bilgiye çok hızlı ulaşabildiğini ancak bu bilgiyi doğru kullanabilmek için deneyime ihtiyaç duyduklarını belirten Okyay, deneyimli yöneticilerin de yeni neslin teknolojik bilgi birikiminden yararlanması gerektiğini söyledi.
Gençlerin ekonomik bağımsızlık kazanabilmesinin önemine de değinen Okyay, başlangıç düzeyindeki ücretlerin özellikle kendi yaşamını kurmaya çalışan gençler açısından zorlayıcı olabildiğini ifade etti.
Mert Briann Özerol: “Gençler Kendilerini Sektörün Bir Parçası Olarak Hissetmek İstiyor”
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Mert Briann Özerol, yeni neslin turizm sektöründen beklentilerini kariyer gelişimi, çalışma kültürü ve iş-yaşam dengesi üzerinden değerlendirdi.
Turizm sektörünü insan ilişkilerine duyduğu ilgi nedeniyle tercih ettiğini belirten Özerol, farklı insanlarla iletişim kurmanın ve otelcilik faaliyetlerinin içerisinde bulunmanın kendisi açısından önemli olduğunu söyledi.
Ancak gençlerin sektörde ilerlerken belirli zorluklarla karşılaştığını ifade eden Özerol, özellikle mevsimsel istihdamın kariyer sürekliliğini olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti.
Bir yaz sezonu boyunca çalışan gençlerin sezon sonunda işlerine ara vermek zorunda kalabildiğini belirten Özerol, bu durumun mesleki gelişim ve gelecek planlaması açısından belirsizlik oluşturduğunu ifade etti.
Otellerin genç çalışanlara daha uzun süreli istihdam veya sezon dışı eğitim olanakları sunmasının yararlı olabileceğini belirten Özerol, ücretlerin de gençlerin farklı yaşam koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ailesiyle yaşayan bir genç için yeterli görülebilecek ücretin kendi evini geçindirmek zorunda olan bir çalışan için aynı imkânları sağlamayabileceğine dikkat çeken Özerol, ekonomik bağımsızlığın önemini vurguladı.
Çalışma ortamında aidiyet duygusunun da belirleyici olduğunu ifade eden Özerol, gençlerin kendilerini bir ekibin parçası olarak görmek istediğini belirtti.
Güner Güney: “Gençleri Anlamadan Geleceğin Yöneticilerini Yetiştiremeyiz”
Ramada Encore by Wyndham İzmir Genel Müdürü Güner Güney, turizm sektörünün gençlere daha güçlü kariyer fırsatları sunabilmesi için deneyimli yöneticilerin kendi mesleki geçmişlerini unutmaması gerektiğini belirtti.
Bugün yönetici pozisyonunda bulunan profesyonellerin de kariyerlerinin başlangıcında farklı zorluklarla karşılaştığını hatırlatan Güney, gençlerle empati kurulmasının önemine dikkat çekti.
Genç çalışanların yalnızca ücret beklentileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güney, kariyer gelişimi, eğitim, teknoloji kullanımı ve yöneticilerle iletişim konularının da önemli olduğunu ifade etti.
Otel işletmelerinde deneyimli çalışanlarla gençlerin birlikte görev aldığı karma ekipler oluşturulabileceğini belirten Güney, farklı kuşakların birbirlerinden öğrenmesini sağlayacak çalışma modellerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Oryantasyon programlarının yalnızca işe başlanan ilk günle sınırlandırılmaması gerektiğini vurgulayan Güney, çalışanların gelişimini destekleyen eğitim faaliyetlerinin daha uzun dönemlere yayılmasının önemine dikkat çekti.
Bir çalışanın mevcut otelinden ayrılarak aynı sektörde başka bir işletmeye geçmesinin, turizm mesleğini tamamen reddettiği anlamına gelmediğini belirten Güney, işletmelerin personel kayıplarının nedenlerini kendi yönetim uygulamaları açısından da değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Berkay Güney: “Önce Gençleri Türkiye’de Tutmamız Gerekiyor”
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Berkay Güney, turizm sektöründe gençlerin karşılaştıkları sorunların yalnızca otelcilikle sınırlı olmadığını belirterek, Türkiye’deki gençlerin gelecek beklentilerine dikkat çekti.
Kendi çevresindeki bazı gençlerin yurt dışında yaşama veya farklı mesleklere yönelme eğiliminde olduğunu ifade eden Güney, turizm sektörünün bu beklentileri dikkate alması gerektiğini söyledi.
Bazı arkadaşlarının turizmde kariyer yapmak yerine kamu sektöründe çalışmayı daha güvenli bir seçenek olarak gördüğünü belirten Güney, bu yaklaşımın iş güvencesine yönelik beklentilerle ilişkili olduğunu ifade etti.
Gençlerin turizm sektörünü tercih edebilmesi için yalnızca mesleğin avantajlarının anlatılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Güney, çalışma koşullarının ve kariyer fırsatlarının da somut biçimde geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Gençlerin sektörle daha güçlü bağlar kurabilmesi için deneyimli yöneticilerin onları dinlemesi ve karar süreçlerine dahil etmesinin önemine dikkat çekti.
“Tersine Mentorluk Gençlerle Yöneticileri Bir Araya Getirebilir”
Berkay Güney’in gündeme taşıdığı önemli önerilerden biri de tersine mentorluk modeli oldu.
Deneyimli yöneticilerin gençlere mesleki bilgi ve tecrübelerini aktarmasının önemli olduğunu belirten Güney, gençlerin de teknoloji ve dijital araçlar konusundaki yetkinliklerini yöneticilerle paylaşabileceğini ifade etti.
Mutfak bölümünde gerçekleştirdiği stajdan örnek veren Güney, bilgisayarda hızlı veri girişi yapabilmesinin deneyimli bir mutfak yöneticisinin dikkatini çektiğini anlattı.
Kendisi için sıradan olan bir dijital becerinin farklı kuşaktan bir profesyonel açısından önemli bir yetkinlik olarak görülebildiğini belirten Güney, bu deneyimin kuşakların birbirine sağlayabileceği katkıyı gösterdiğini söyledi.
Gençlerin teknolojiyle iç içe büyüdüğünü vurgulayan Güney, deneyimli yöneticilerle gençlerin karşılıklı öğrenme ortamlarında bir araya getirilmesinin önemine dikkat çekti.
Sosyal medyanın gençlere ulaşmak açısından önemli bir iletişim kanalı olduğunu belirten Güney, turizm sektöründeki çalışma hayatının ve kariyer fırsatlarının yeni neslin kullandığı dijital platformlarda daha etkili anlatılması gerektiğini ifade etti.
Çalışan Lojmanları, Ücretler ve Mevsimsel İstihdam Gündeme Geldi
Panelde öne çıkan ortak başlıklardan biri, turizm çalışanlarının günlük yaşam koşulları oldu.
- Cüneyt Kuru, özellikle sezonluk faaliyet gösteren otellerde çalışanların konaklama ve ulaşım olanaklarının hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini belirtti.
Kalabalık ve yetersiz donanıma sahip lojmanlarda kalan çalışanların yeterince dinlenemeyebileceğini ifade eden Kuru, işverenlerin bu koşulları iyileştirmek için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Personel maliyetlerinin azaltılması amacıyla çalışanların yaşam koşullarından ödün verilmesinin uzun vadede işletmeler açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Kuru, çalışma ortamına verilen değerin misafir deneyimine de yansıdığını vurguladı.
Erdoğan Turan da turizmin mevsimsel çalışma modelinden daha uzun süreli istihdama yönelmesi gerektiğini ifade ederek, sektörün 12 aylık çalışma olanaklarını geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Panelde, gençlerin yalnızca iş bulmasının değil, sürdürülebilir bir mesleki yaşam kurabilmesinin de turizm sektörünün geleceği açısından önemli olduğu görüşü öne çıktı.
“Yeni Otel Yatırımlarından Önce İnsan Kaynağına Yatırım Artmalı”
Turizm sektörünün 2035 yılına nasıl hazırlanması gerektiği sorusunu yanıtlayan Gizem Duran, mevcut konaklama kapasitesinin yanı sıra insan kaynağının geliştirilmesine odaklanılması gerektiğini belirtti.
Gelecek yıllara yönelik yeni otel yatırım planlarının konuşulduğunu ancak sektörün uzun süredir nitelikli çalışan bulma ve mevcut çalışanları koruma sorununu tartışmaya devam ettiğini ifade eden Duran, bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini söyledi.
2035 yılına gelindiğinde sektörün yalnızca yeni tesislerle değil, daha iyi çalışma koşulları ve gelişmiş insan kaynakları uygulamalarıyla güçlenmesini istediğini belirtti.
Nitelikli çalışan bulma sorununun farklı kuşaklar tarafından sürekli tekrarlandığına dikkat çeken Duran, sektörün geleceğinde bu sorunun çözümüne yönelik somut yatırımların artırılması gerektiğini vurguladı.
Erdoğan Turan: “2035’in Turizmi için Gençlere Umut, Adalet ve Fırsat Sunmalıyız”
Turizm sektörünün 2035 yılına yönelik hedeflerini değerlendiren Erdoğan Turan, gençlerin sektörün geleceğini üstlenebilmesi için bugünden uygun çalışma koşullarının oluşturulması gerektiğini belirtti.
Öncelikle çalışanların emeklerinin karşılığını almasının önemine dikkat çeken Turan, sezonluk istihdam sorunlarının çözülmesi ve çalışma süresinin mümkün olduğunca yıl geneline yayılması gerektiğini ifade etti.
Staj ve mesleki eğitim sistemlerinin yeniden değerlendirilmesini öneren Turan, gençlere gerçek kariyer gelişimi sağlayacak fırsatlar sunulmasının önemini vurguladı.
Deneyimli çalışanların bilgi ve tecrübelerini yeni kuşaklardan saklamak yerine onlarla paylaşması gerektiğini belirten Turan, gençlerin karar alma süreçlerine katılmasının da desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin turizm sektöründeki önemine değinen Turan, deneyimli profesyonellerin de yeni teknolojileri öğrenmekten kaçınmaması gerektiğini ifade etti.
Yabancı dil eğitimi, sürdürülebilirlik ve mesleki gelişimin geleceğin yöneticileri açısından önemli olacağını belirten Turan, turizmde İngilizce bilgisinin temel bir mesleki yetkinlik olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“2035 yılının başarılı turizmini inşa etmek istiyorsak bugünün gençlerine yalnızca iş değil, umut, adalet, fırsat ve aidiyet duygusunu sunmalıyız.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.
Yapay Zekâ Turizmde İnsan İlişkilerinin Yerini Alacak mı?
Oturumun son bölümünde yapay zekâ ve robotik teknolojilerin turizmdeki kullanım alanları da tartışıldı.
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Mert Briann Özerol, yurt dışı seyahatlerinde karşılaştığı teknolojik uygulamalardan örnekler paylaşarak, Japonya’da bir otelin resepsiyonunda robotik sistemlerle karşılaştığını anlattı.
Yapay zekâ destekli iletişim sistemlerinin ve otomatik hizmet araçlarının turizm işletmelerindeki kullanımının artabileceğini belirten Özerol, bu teknolojilerin bazı operasyonel maliyetleri azaltabileceğini ifade etti.
Deneyimli yöneticiler ise turizmde insan ilişkilerinin ve misafirperverliğin önemini koruyacağını vurguladı.
Özellikle misafirlerin karşılanması, iletişim kurulması ve kişisel hizmet sunulması gibi alanlarda insanın yerinin önemli olduğu belirtilirken, robotik teknolojilerin destekleyici görevlerde kullanılabileceği değerlendirildi.
Yapay zekânın tekrarlayan işlemleri kolaylaştırabileceği ancak turizmde çalışanların yaratıcılığının, deneyiminin ve misafirlerle kurduğu duygusal bağın değerini koruyacağı görüşü öne çıktı.
“2035’e Yalnızca Teknoloji Değil, Nitelikli İnsan Kaynağı da Bırakmalıyız”
Geleceğin turizm sektörüne ilişkin değerlendirmelerde, bugünün deneyimli yöneticilerinin yeni nesillere güçlü bir konaklama altyapısı ve önemli bir işletmecilik deneyimi bıraktığı vurgulandı.
Bununla birlikte personel sorunlarının, çalışma koşullarının ve gençlerin sektöre bağlılığının çözülmesi gereken konular olmaya devam ettiği ifade edildi.
Turizm eğitiminde staj sürelerinin ve uygulamalı eğitimin geliştirilmesi gerektiği belirtilirken, gençlerin gerçek otel operasyonlarında yeterli deneyim kazanmasının önemine dikkat çekildi.
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin sağlayacağı olanakların çalışanların yaratıcılığını geliştirebileceği ancak iklim değişikliği ve doğal kaynakların korunması gibi sorunların da gelecek kuşakların gündeminde yer alacağı değerlendirildi.
Deneyimli yöneticiler, gençlere mentorluk yapmanın ve onları geleceğin yönetici pozisyonlarına hazırlamanın sektörün ortak sorumlulukları arasında bulunduğunu vurguladı.
Berkay Güney: “Çırak Ustayı Geçmezse Sanat Ölür, 2035’te Sizi Geçeceğiz”
Oturumun kapanışında söz alan Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Berkay Güney, kuşaklar arası bilgi aktarımını ve gençlerin geleceğe yönelik hedeflerini dikkat çekici bir ifadeyle özetledi.
Babasının iş yerinde gördüğü bir sözü paylaşan Güney, “Çırak ustayı geçmezse sanat ölür.” diyerek genç kuşakların deneyimli yöneticilerden aldıkları bilgi birikimini daha ileri taşımaları gerektiğini ifade etti.
Güney, ardından “2035’te sizi geçeceğiz.” sözleriyle gençlerin turizmde daha güçlü bir konuma ulaşma hedefini dile getirdi.
Bu açıklama üzerine deneyimli yöneticiler, gençlerin kendilerinden daha donanımlı hâle gelmesinden memnuniyet duyacaklarını ancak mesleki tecrübenin de önemli olduğunu vurguladı.
Panelin kapanışında deneyimli profesyonellerle gençlerin birbirine rakip olmaktan çok aynı sektörün geleceğini birlikte oluşturacak kuşaklar olduğu mesajı öne çıktı.
İki Nesilden Ortak Mesaj: Turizmin Geleceğine İnsan Kaynağı Yatırımıyla Hazırlanmalıyız
“Kuşakların Karşılaşması: İki Nesil, Tek Sektör, Tek Gelecek” oturumunda, turizm sektörünün gelecek dönem başarısının yalnızca konaklama yatırımları, teknoloji ve ziyaretçi sayılarıyla değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
Gençlerin sektörde kalmasını sağlayacak adil ücret politikalarının, daha iyi çalışma koşullarının, kariyer gelişim olanaklarının ve güçlü liderlik yaklaşımlarının önemi öne çıktı.
Deneyimli yöneticiler mesleki bilgi birikiminin yeni kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtirken, genç temsilciler teknolojiye hâkimiyetlerini, değişen beklentilerini ve sektöre ilişkin önerilerini paylaştı.
Tersine mentorluk, uzun süreli mesleki eğitim, yapay zekânın doğru kullanımı, sürdürülebilir istihdam ve çalışan aidiyeti, geleceğin turizm sektörünün temel gelişim alanları arasında değerlendirildi.
ATF26 Türkiye’de iki kuşağı aynı sahnede buluşturan panelin ortak mesajı, 2035’in başarılı turizm sektörünü oluşturmak için bugünün gençlerine yalnızca iş değil; güvenli bir gelecek, gelişim fırsatları, adalet ve aidiyet sunulması gerektiği oldu.
