Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye) kapsamında gerçekleştirilen “Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ: Yapay Zekâ İşimizi Elimizden mi Alacak, Kariyerimizi mi Güçlendirecek?” oturumunda, yapay zekânın turizm sektöründeki istihdama, üniversite eğitimine ve geleceğin mesleki yetkinliklerine etkileri değerlendirildi.
Akademisyenler ve sektör temsilcileri, yapay zekânın bazı görevleri dönüştürebileceğini ancak teknolojiyi etkili kullanabilen, eleştirel düşünebilen, iletişim becerilerini geliştiren ve farklı disiplinlerle çalışabilen profesyoneller için yeni fırsatlar oluşturabileceğini vurguladı. Oturumda yapay zekâ okuryazarlığı, insan odaklı hizmet anlayışı, girişimcilik ve eğitim sisteminin dönüşümü öne çıktı.
Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye), 26–28 Ekim 2026 tarihlerinde ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde turizm sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getirdi. Fuarın üçüncü gününde gerçekleştirilen “Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ: Yapay Zekâ İşimizi Elimizden mi Alacak, Kariyerimizi mi Güçlendirecek?” başlıklı oturumda, teknolojik dönüşümün turizm sektöründeki çalışma hayatını nasıl değiştireceği ele alındı.
MTS Globe Türkiye İnsan Kaynakları Başkanı ve İNKAY Yönetim Kurulu Üyesi Tuğçe Yolalan Baş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Beykan Çizel, Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ertan Beceren, Antalya Bilim Üniversitesi Kuluçka Merkezi Müdür Yardımcısı Mert Efe Sevim ve Turizm Fakültesi Dekanı Murat Yeşiltaş konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumda üniversitelerin öğrencileri yapay zekâ çağının gerekliliklerine nasıl hazırlayacağı, hangi mesleki becerilerin önem kazanacağı, yapay zekânın insan emeğinin yerini alıp alamayacağı ve turizm işletmelerinin teknolojik dönüşümden nasıl yararlanabileceği tartışıldı.
Tuğçe Yolalan Baş’ın Moderatörlüğünde Turizmde Geleceğin Kariyerleri Ele Alındı
Oturumun moderatörlüğünü üstlenen MTS Globe Türkiye İnsan Kaynakları Başkanı ve İNKAY Yönetim Kurulu Üyesi Tuğçe Yolalan Baş, yapay zekânın özellikle gençler ve turizm sektöründe kariyer yapmayı hedefleyen öğrenciler açısından önemini gündeme taşıdı.
Teknolojik dönüşümün iş yapış biçimlerini değiştirdiği günümüzde, geleceğin mesleklerine hazırlanmak için hangi yetkinliklerin geliştirilmesi gerektiği oturumun temel tartışma konularından biri oldu.
Üniversite eğitiminin yeni teknolojilerle birlikte nasıl dönüşeceği, öğrencilerin yapay zekâyı nasıl kullanması gerektiği ve turizm sektöründe insan kaynağının geleceği değerlendirildi.
Özellikle insan ilişkilerinin ön planda bulunduğu turizm sektöründe, teknolojik verimlilikle insan odaklı hizmet anlayışının nasıl bir arada sürdürülebileceği üzerinde duruldu.
Prof. Dr. Beykan Çizel: “Yapay Zekâyı Kullanmayı Öğrenmek Zorundayız”
Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beykan Çizel, yapay zekânın iş hayatında giderek daha geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu belirterek, çalışanların ve öğrencilerin bu teknolojiyi öğrenmesinin önemini vurguladı.
Yapay zekânın bazı görevlerde insan ihtiyacını azaltabileceğini ifade eden Çizel, buna karşılık bireylerin sahip oldukları bilgi birikimini ve mesleki yetkinliklerini geliştirerek dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini belirtti.
Teknolojiyi kullanmaktan kaçınmanın bir çözüm olmadığını vurgulayan Çizel, yapay zekânın doğru kullanıldığında öğrenme, analiz ve karar alma süreçlerini kolaylaştırabileceğini söyledi.
Yapay zekâ araçlarının bilgiye erişimi hızlandırdığını belirten Çizel, geçmişte uzun zaman gerektiren araştırma ve dokümantasyon süreçlerinin bugün daha kolay yürütülebildiğine dikkat çekti.
Ancak bilgilere hızlı ulaşmanın tek başına doğru karar alınmasını sağlamadığını vurgulayan Çizel, insanın bu bilgileri değerlendirme ve anlamlandırma sorumluluğunun devam ettiğini ifade etti.
“Yapay Zekâ ile İnsan Zekâsını Birlikte Kullanmalıyız”
Yapay zekânın karar alma süreçlerindeki rolünü değerlendiren Prof. Dr. Beykan Çizel, teknolojinin sunduğu olanakların insanın bilgi birikimi ve muhakeme yeteneğiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Yapay zekâ sistemlerinin farklı bilgiler arasında bağlantılar kurabildiğini ifade eden Çizel, ancak bu bağlantıların hangi amaçla kullanılacağını ve hangi sınırlar içerisinde değerlendirileceğini insanların belirlemesi gerektiğini vurguladı.
Yapay zekâya doğru yönlendirmeler yapılmasının, sistemlerin çalışma biçiminin anlaşılmasının ve sonuçların sorgulanmasının önemine dikkat çeken Çizel, aksi durumda hatalı bilgiler üzerinden yanlış kararlar alınabileceğini söyledi.
İnsanlarla yapay zekânın birlikte çalışmasının yeni değerler oluşturabileceğini belirten Çizel, bu yaklaşımın hem bireysel kariyer gelişiminde hem de işletmelerin faaliyetlerinde önemli fırsatlar sunabileceğini ifade etti.
Teknolojik gelişmelerin bazı çalışanlar açısından kaygı oluşturabileceğini de kabul eden Çizel, bu kaygının yeni yetkinlikler kazanılarak yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Dr. Öğr. Üyesi Ertan Beceren: “Önemli Olan Bilgiyi Nasıl Kullandığımız”
Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ertan Beceren, yapay zekâ çağında yalnızca bilgiye ulaşmanın değil, bu bilgiyi doğru değerlendirebilmenin önem kazandığını belirtti.
Yapay zekâ sistemlerinden elde edilen bilgilerin yararlı veya zararlı sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Beceren, teknolojinin nasıl ve hangi amaçla kullanıldığının belirleyici olduğunu söyledi.
Teknolojiyi ateşe benzeterek aynı aracın hem yararlı hem de zararlı biçimde kullanılabileceğine dikkat çeken Beceren, bireylerin karşılarına çıkan bilgileri sorgulaması gerektiğini vurguladı.
Eğitimde bilginin doğruluğunu değerlendirme, farklı görüşleri karşılaştırma ve eleştirel düşünme becerilerinin önem kazanacağını belirten Beceren, gençlerin teknolojik değişime yalnızca kullanıcı olarak değil, bilinçli bireyler olarak hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Yapay zekânın sağladığı kolaylıkların insanın düşünme, öğrenme ve karar verme sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurgulayan Beceren, teknolojiden yararlanırken bireysel muhakemenin korunması gerektiğini söyledi.
“Teknolojik Gelişime Uyum Sağlarken İnsan İlişkilerini Korumalıyız”
Yapay zekânın toplumsal yaşama etkilerini de değerlendiren Ertan Beceren, teknolojinin hızla gelişmesinin insan ilişkileri açısından yeni sorular ortaya çıkardığını belirtti.
Bireylerin dijital sistemlerle daha fazla iletişim kurmaya başlamasının insan ilişkilerinin geleceği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Beceren, teknolojik araçların sosyal ilişkilerin yerini tamamen almaması gerektiğine dikkat çekti.
Bilginin yanı sıra iletişim, anlayış ve sorumluluk duygusunun önemini vurgulayan Beceren, teknolojik dönüşüme uyum sağlamanın yalnızca yazılım ve cihaz kullanımını öğrenmekten ibaret olmadığını söyledi.
Yapay zekânın oluşturabileceği risklere karşı bilinçli kullanımın ve uygun denetim mekanizmalarının geliştirilmesinin önemine değinen Beceren, gençlerin değişimi anlamaya ve kendilerini sürekli yenilemeye odaklanması gerektiğini ifade etti.
Mert Efe Sevim: “Teknik Bilgiden Önce İnsanların Sorunlarını Anlamak Gerekiyor”
Antalya Bilim Üniversitesi Kuluçka Merkezi Müdür Yardımcısı Mert Efe Sevim, yapay zekâ tabanlı ürün geliştirme ve girişimcilik süreçlerinde teknik becerilerin yanı sıra insan ilişkilerinin önemine dikkat çekti.
Yeni bir teknoloji ürünü geliştirmek isteyen girişimcilerin öncelikle gerçek bir sorunu tespit etmesi gerektiğini belirten Sevim, yalnızca teknik açıdan gelişmiş bir uygulama hazırlamanın başarılı bir girişim oluşturmak için yeterli olmadığını ifade etti.
Girişimcilik çalışmalarında gençlere öncelikle potansiyel müşterilerle görüşmelerini önerdiklerini belirten Sevim, bir ürün geliştirilmeden önce hedef kitlenin ihtiyaçlarının anlaşılması gerektiğini söyledi.
Kullanıcıların gerçek sorunlarını tanımlamanın önemine dikkat çeken Sevim, girişimcilerin fikirlerini doğrulamak için sahaya çıkması, insanlarla görüşmesi ve gerektiğinde başlangıçtaki ürün fikrini değiştirmesi gerektiğini vurguladı.
Teknik açıdan başarılı ancak kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarına karşılık vermeyen ürünlerin ticari başarı elde etmekte zorlanabileceğini belirten Sevim, insanı anlamanın teknolojik girişimlerin temel aşamalarından biri olduğunu ifade etti.
“Geleceğin Başarılı Girişimleri Farklı Uzmanlıkları Birleştirecek”
Yapay zekâ alanında yeni ürün ve hizmetler geliştirmek için farklı disiplinlerden gelen uzmanların birlikte çalışmasının önemine dikkat çeken Mert Efe Sevim, her girişimcinin tüm teknik ayrıntılara hâkim olmasının gerekmediğini belirtti.
Bir sektörün sorunlarını doğru anlayan ve çözüm geliştirebilen kişilerin teknik ekiplerle bir araya gelerek başarılı ürünler oluşturabileceğini ifade eden Sevim, iletişim becerilerinin ve disiplinler arası iş birliğinin önemini vurguladı.
Özellikle turizmde çalışanların misafir davranışlarını, operasyonel süreçleri ve işletmelerin karşılaştığı sorunları yakından tanımasının yeni girişim fırsatları oluşturabileceğini belirten Sevim, teknolojinin bu deneyimle birlikte kullanılması gerektiğini söyledi.
Gençlere yalnızca teknolojik becerilerini geliştirmekle sınırlı kalmamalarını öneren Sevim, girişimcilikte meraklı olmanın, soru sormanın ve gerçek hayattaki sorunlara odaklanmanın önemini ifade etti.
Yapay Zekâ Okuryazarlığı Geleceğin Temel Yetkinliklerinden Biri
Oturumda geleceğin çalışanlarının geliştirmesi gereken beceriler arasında yapay zekâ okuryazarlığı da öne çıktı.
Yapay zekâ okuryazarlığının yalnızca bir uygulamaya soru yazabilmek veya hazır yanıtlar almak anlamına gelmediği belirtilirken, sistemlerin çalışma mantığını anlamanın ve ürettikleri sonuçları değerlendirebilmenin önemine dikkat çekildi.
Yapay zekâ araçlarının hangi alanlarda yararlı olabileceğini, hangi konularda insan kontrolüne ihtiyaç duyduğunu ve farklı verileri nasıl işlediğini anlamanın, yeni dönemde çalışanlara önemli avantajlar sağlayabileceği ifade edildi.
Özellikle kurumsal yapay zekâ uygulamalarının gelişmesiyle birlikte çalışanların yalnızca kendi departmanlarının işleyişini değil, işletmenin bütününü anlaması gerektiği vurgulandı.
Turizm işletmelerinde finans, satış, pazarlama, operasyon ve misafir ilişkileri gibi farklı departmanların birbiriyle bağlantılı çalıştığına dikkat çekilirken, yapay zekâ sistemlerini kullanan profesyonellerin de bu bütüncül yapıyı değerlendirebilmesi gerektiği belirtildi.
“Kurumsal Yapay Zekâ için Departmanlar Arası Bakış Açısı Şart”
Oturumda ele alınan önemli başlıklardan biri de yapay zekânın kurumsal iş süreçlerine entegrasyonu oldu.
Bir otel işletmesinin farklı departmanlarında kullanılan yapay zekâ çözümlerinin birbirinden bağımsız hareket etmesinin bütüncül verimlilik sağlamayabileceği ifade edildi.
Kurumsal yapay zekâ uygulamalarının çalışanların farklı iş süreçlerini birlikte değerlendirmesine olanak tanıyabileceği belirtilirken, bu sistemlerden yararlanmak isteyen personelin diğer departmanların ihtiyaçlarını da anlamasının önemi vurgulandı.
Teknolojinin yalnızca belirli işlemleri hızlandırmak için değil, işletme genelinde koordinasyonu geliştirmek ve karar süreçlerini desteklemek amacıyla kullanılabileceği değerlendirildi.
Bireylerin günlük yaşamlarında yapay zekâ araçlarını kullanmayı öğrenmesinin iş hayatındaki uygulamalara uyum sağlamalarını da kolaylaştırabileceği ifade edildi.
Üniversitelerde Eğitim ve Ders İçerikleri de Değişiyor
Yapay zekânın üniversite eğitimine etkileri de oturumun önemli tartışma başlıklarından biri oldu.
Akademik eğitimde kullanılan ders içeriklerinin ve öğretim yöntemlerinin hızla değişen teknolojiye uygun biçimde güncellenmesi gerektiği belirtilirken, yapay zekânın eğitim materyallerinin hazırlanması ve öğrenme süreçlerinin geliştirilmesinde önemli fırsatlar sunduğu ifade edildi.
Akademik çalışmalarda yapay zekâ destekli araçların farklı konular arasında bağlantılar kurulmasına yardımcı olabildiği ve öğrencilerin bazı kavramları daha kolay anlamasını sağlayabildiği değerlendirildi.
Buna karşılık öğrencilerin yapay zekâ tarafından hazırlanan içerikleri sorgulamadan kullanmasının öğrenme sürecini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi.
Yapay zekâ araçlarının eğitimde destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak öğrencilerin araştırma yapma, bilgiyi doğrulama ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmeyi sürdürmesinin önem taşıdığı vurgulandı.
Oturumda geleceğin eğitim anlayışının yalnızca bilgi aktarmaya değil, bilgiyi yorumlama, farklı disiplinlerle ilişkilendirme ve yeni sorunlara çözüm üretme becerilerine odaklanması gerektiği görüşü öne çıktı.
“Yapay Zekâ İşimizi Elimizden Alacak mı?”
Panelin temel sorularından biri olan yapay zekânın istihdama etkisi, farklı değerlendirmelerle ele alındı.
Bazı iş süreçlerinin otomasyona devredilmesiyle belirli görevlerde insan ihtiyacının azalabileceği ifade edilirken, çalışanların yapay zekâyı kullanmayı öğrenmesinin ve yeni mesleki beceriler kazanmasının önemine dikkat çekildi.
Teknolojik dönüşümün mevcut görev tanımlarını değiştirebileceği ve bazı mesleklerin çalışma biçimlerini yeniden şekillendirebileceği belirtilirken, bu sürecin çalışanlar açısından yalnızca risklerden oluşmadığı vurgulandı.
Yapay zekâ sayesinde tekrarlayan işlemlerin daha hızlı gerçekleştirilebileceği, çalışanların zamanlarını daha verimli kullanabileceği ve daha fazla katma değer üreten görevlere odaklanabileceği değerlendirildi.
Mert Efe Sevim: “Yapay Zekâ İşinizi Elinizden Almayacak”
Panelin kapanış bölümünde yapay zekânın çalışma hayatına etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mert Efe Sevim, teknolojinin çalışanların işlerini kolaylaştıracak ve verimliliği artıracak bir araç olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
“Yapay zekâ işinizi elinizden almayacak.” sözleriyle görüşünü ortaya koyan Sevim, yapay zekâ uygulamalarının özellikle uzun süren iş süreçlerinin kısaltılmasında önemli rol oynayabileceğini belirtti.
Çalışanların yoğun iş yükü nedeniyle geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalabildiğine dikkat çeken Sevim, yapay zekânın bu süreçleri kolaylaştırarak iş ve özel yaşam arasındaki dengenin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Teknolojinin iş kalitesini ve üretkenliği artırma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Sevim, yapay zekânın korkulması gereken bir gelişme olarak değil, doğru kullanılması gereken bir fırsat olarak değerlendirilmesini önerdi.
Türkiye’nin teknolojik gelişmelere hızlı uyum sağlayabilen dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirten Sevim, turizm sektörünün yapay zekâ alanında yeni çözümler geliştirme potansiyeline dikkat çekti.
Turizmde Geleceğin Kariyerleri İnsan ve Teknoloji İş Birliğiyle Şekillenecek
“Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ: Yapay Zekâ İşimizi Elimizden mi Alacak, Kariyerimizi mi Güçlendirecek?” oturumunda, yapay zekânın turizm sektöründeki meslekleri ve çalışma biçimlerini dönüştürdüğü, ancak bu dönüşümün yalnızca teknoloji üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı.
Üniversitelerin gençleri yeni teknolojilere hazırlaması, yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesi, eleştirel düşünme becerilerinin güçlendirilmesi ve disiplinler arası çalışmanın yaygınlaştırılması, geleceğin kariyerleri açısından önemli başlıklar olarak değerlendirildi.
Oturumda turizm sektörünün insan odaklı yapısının korunması gerektiği belirtilirken, yapay zekânın çalışanların yerini tamamen alacak bir unsur olarak değil, iş süreçlerini geliştiren ve yeni beceriler kazandıran bir teknoloji olarak kullanılması gerektiği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı.
Teknolojik yeniliklere uyum sağlayan, bilgiyi doğru değerlendirebilen, iletişim becerilerini geliştiren ve insan ihtiyaçlarına çözüm üretebilen profesyonellerin geleceğin çalışma hayatında önemli roller üstlenebileceği ifade edildi.
