TÜRK DİZİLERİNİN KÜRESEL YÜKSELİŞİ VE TURİZME ETKİSİ

TÜRK DİZİLERİNİN KÜRESEL YÜKSELİŞİ VE TURİZME ETKİSİ

Bir dizi ya da film izlerken, “Keşke oraya gidebilsem” dediğiniz oldu mu? Cevabınız evet ise bu konuda yalnız değilsiniz; çünkü bu etki artık turizm endüstrisine yön veren en güçlü trendlerden biri hâline geldi. Kimi zaman elimizde, kimi zaman evimizin bir köşesinde yer alan ekranlar; bizi duygusal olarak bambaşka evrenlere ve mekânlara taşırken, insanın doğuştan gelen keşfetme ve seyahat etme dürtüsünü de harekete geçiriyor.

Çekilen filmler, diziler ve internet içerikleri, üretildikleri toplumun kültürel, siyasi, ekonomik ve sosyal yapısını yansıtıyor ve izleyicilere bu yaşam biçimlerini tanıma imkânı sunuyor. Aynı zamanda bu içerikler, ülkelerin turizmine katkı sağlamak, ülke imajını güçlendirmek, insanların tüketim alışkanlıklarını etkilemek gibi hedeflere de hizmet ediyor.

Her geçen gün sayısı ve izlenme oranları artan Türk dizileri, 1974 yılından itibaren Türk televizyon izleyicisinin en çok tükettiği program türlerinden biri hâline geldi. 1974 yılında yayınlanan Kaynanalar dizisi oldukça ilgi gördü ve ardından hızla dizi üretimine devam edildi. Türkiye’de yayınlanıp ilk yurt dışına satılan dizi olarak bilinen Aşk-ı Memnu ise 1975 yılında yayınlandı ve 1981’de Fransa’ya ihraç edildi.

Bu şekilde başlayan serüven günümüze kadar artarak hızla devam etmiş ve sonucunda Türkiye ABD ve İngiltere’den sonra yurtdışına en çok dizi ihraç eden ülke hâline geldi. Bu bağlamda yurt dışına satılan diziler, Türkiye turizmi açısından da büyük önem taşıyor. Dünyada yayınlanan film ve diziler, çekildiği destinasyonlar açısından önemli bir pazarlama aracıdır. Bunun sebepleri arasında projenin izlenme oranı, yayınlandığı platform, sosyal medyada viral olması, karakter yaratımı, konu ve tercih edilen mekânın nasıl tasarlandığı gibi birçok önemli faktör vardır.

Yaklaşık 170 ülkede yayınlanan Türk dizileri, özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Balkanlar, Orta Asya ve Latin Amerika’da geniş bir izleyici kitlesine sahip. Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Azerbaycan, Kazakistan, Şili ve Arjantin gibi ülkeler, Türk dizilerinin en yoğun izlendiği pazarlar arasında yer alıyor. Bu küresel yayılım yalnızca televizyon ekranlarıyla sınırlı kalmıyor. Dizilerde yer alan şehirler, tarihî mekânlar ve yaşam tarzı, izleyicilerin Türkiye’ye yönelik algısını şekillendirirken turistik merakı da artırıyor. 

________________________________________

Dünyada Dizi ve Filmlerin Turizme Yön Veren Gücü

Dünya genelinde dizi ve filmler, çekildikleri destinasyonları güçlü turistik çekim merkezlerine dönüştürebiliyor. Örneğin Harry Potter filmleri, Oxford Üniversitesi’nden King’s Cross İstasyonu’na kadar birçok çekim alanını her yıl milyonlarca ziyaretçinin uğrak noktası hâline getirerek İngiltere turizmine ilk on yılda 9 milyar pound katkı sağladığı biliniyor. Game of Thrones ise Dubrovnik’te turizmi %30 oranında artırdı, Belfast ve İzlanda gibi bölgelerin turistik kimliğini tamamen yeniledi.

Böyle değerlendirildiğinde film ve dizilerin, turizmde deniz, kum, güneş ya da diğer iklimsel etmenlerin içerisinde sıkışmadan farklı alanlardan da rağbet görülmesi gibi bir katkı sunduğunu söylemek mümkün. Bu da özellikle turizmi on iki aya yaymak gibi önemli bir hedefi olan ülkemiz için büyük bir fırsatın kapılarını açıyor.

________________________________________

Muhteşem Yüzyıl: Türkiye’nin Kültürel Turizminde Dönüm Noktası

Yapılan araştırmalar ve sektörel veriler doğrultusunda, en çok yurt dışına satılan ve en geniş uluslararası izleyici kitlesine ulaşan Türk dizisi olarak Muhteşem Yüzyıl öne çıkıyor.

Dizide öne çıkan Osmanlı mirası ve İstanbul’un tarihî mekânları, izleyiciler için merak uyandıran destinasyonlara dönüştü. Bu dönemde Topkapı Sarayı başta olmak üzere tarihî mekânlara yönelik ziyaretlerde belirgin artışlar yaşandı ve İstanbul’un kültürel turizm potansiyeli daha görünür hâle geldi. Nitekim dizinin yoğun ilgi gördüğü yıllarda müze ve saray ziyaretlerinin yıllık milyonlar seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Sektörel değerlendirmeler ve çeşitli araştırmalar, Türk dizilerinin yayınlandığı ülkelerden Türkiye’ye gelen turist sayısında ortalama yüzde 10–15 civarında artış yaşandığını ortaya koyuyor. Dizinin ardından tur operatörlerinin Osmanlı tarihi temalı turlar ve kültürel geziler düzenlemeye başlaması da bu ilginin turizme somut biçimde yansıdığını gösteriyor.

Türk dizi sektörü uzun yıllar boyunca İstanbul’u ana mekân olarak konumlandırıp çalışmalarını burada yapmış olsa da 2000’lerden itibaren çekim coğrafyası belirgin biçimde çeşitlendi. Bugün Türk dizileri, 160’tan fazla ülkede izlenirken bu yapımların sunduğu mekânsal temsiller de Türkiye’nin turizm haritasını genişletti. Mardin, Kapadokya (Nevşehir), Şanlıurfa, Gaziantep, Safranbolu ve Karadeniz şehirleri gibi farklı destinasyonlar diziler aracılığıyla uluslararası izleyiciye sunuluyor.

________________________________________

Sıla’nın Mardin Turizmine Etkisi

2006–2008 yılları arasında yayınlanan Sıla, Türk dizilerinin yurt dışında geniş kitlelere ulaştığı erken dönem örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Dizi, başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere Balkanlar ve Kuzey Afrika’da yoğun ilgi gördü; özellikle Mardin ve çevresinin uluslararası izleyici nezdinde tanınırlığını artırdı. Dizide yer alan taş mimari, dar sokaklar ve Mezopotamya manzaraları, Mardin’i kültürel açıdan zengin bir destinasyon olarak konumlandırdı.

Kültür ve turizm alanında yapılan değerlendirmeler, Sıla’nın yayınlandığı dönemin ardından Mardin’e ziyaretçi ilgisinde artış yaşandığını gösteriyor. Dizi yalnızca yurt dışındaki izleyiciler üzerinde değil, Türkiye’deki yerli turistler üzerinde de dikkat çekici bir etki yarattı. Özellikle Arap ülkelerinden gelen turistlerin Mardin’i ziyaret nedenleri arasında dizide görülen mekânların etkili olduğu çeşitli saha araştırmalarında ve medya raporlarında vurgulanıyor.

________________________________________

Bir Konağın Turistik Bir Simgeye Dönüşmesi: Asmalı Konak

Asmalı Konak, diğer dizilerden farklı olarak Kapadokya’da belirli bir yapıyı ve bölgeyi doğrudan ziyaret edilen bir turistik simgeye dönüştürmesiyle ayrıcalıklı bir konuma sahip. Asmalı Konak, 2002–2003 yayın döneminde Kapadokya’nın Ürgüp ve Mustafapaşa bölgelerini ekran aracılığıyla geniş kitlelere tanıtarak bölgede yeni bir turizm dinamiğinin oluşmasına katkı sağlayan bir projedir.

Dizinin çekimlerinde kullanılan tarihî konak, yayın sürecinin ardından yalnızca bir dizi mekânı olmaktan çıkmış; izleyiciler tarafından bilinen ve ziyaret edilen sembolik bir noktaya dönüştü. Günümüzde müze ve turistik ziyaret alanı olarak faaliyet gösteren bu yapı, dizi etkisinin kalıcılığını ortaya koyan somut örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

 Halfeti’yi Turistik Bir Çekim Noktasına Dönüştüren Dizi: Karagül

Karagül’ün yayınlandığı dönemde Halfeti, yerli turistlerin yanı sıra Balkanlar ve Orta Doğu’dan gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekmeye başlamıştı. Diziyle birlikte Halfeti, turistik tekne turlarıyla özdeşleşmiş; dizide sıkça yer verilen batık minare ve nehir manzaraları, ziyaret edilen sembolik noktalar arasına girdi. Yapılan açıklamalarda dizinin gördüğü ilgi sayesinde bölgeye yapılan ziyaretçi sayısında belirgin bir artış yaşanmıştı.

Tüm bu örnekler bir arada değerlendirildiğinde; Görsel medya sektörünün turizme olan etkisinin önemini görebiliyoruz.. Bu etki yalnızca izlenme oranlarıyla sınırlı kalmıyor; bazı ülkelerde Türk dizilerinin satın alınarak yerel uyarlamalarının çekilmesi ve ulusal kanallarda yayınlanmasıyla daha da derinleşiyor. Böylece Türk dizileri, görünürlüğü artıran stratejik bir araç halindedir.

Televizyonun yanı sıra sosyal medya platformlarında paylaştığı kültür ve turizm odaklı içerikleriyle GoTürkiye, destinasyon tanıtımını sinematografik yaklaşımla kurgulayan, hikâye anlatımını merkeze alan bir marka hâline geldi.  Lukas Podolski’nin Patara’da yer aldığı tanıtım, UNESCO alanlarını merkeze alan projeler, mekânları bir hikâyenin parçası hâline getiriyor. Bu yaklaşımın en net örneği ise Kaan Urgancıoğlu ve Meryem Uzerli’nin rol aldığı Antalya Gambit. Antalya, bu yapımda doğrudan tanıtılan bir destinasyon değil; dizi anlatısı içinde doğal olarak konumlandırılıyor.

Berfin Yılmaz

Etiketler