Kapadokya’nın tarihi ve mistik atmosferini uluslararası lüks otelcilik anlayışıyla buluşturan Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection, bölgenin konaklama turizmine farklı bir yaklaşım kazandırıyor. GM Dergi’ye konuşan Fortuna of Cappadocia Genel Müdürü Erdem Ünal, otelin kuruluş hikâyesinden mimari konseptine, uluslararası kariyer deneyimlerinden Kapadokya turizminin geleceğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Ünal, yalnızca konaklama hizmeti sunmayı değil, bölgenin turizm potansiyeline, nitelikli iş gücüne ve sosyal yaşamına katkı sağlamayı hedeflediklerini vurguladı.
“FORTUNA OF CAPPADOCIA, BÖLGEDE BENZERİ OLMAYAN BİR KONSEPTE SAHİP”
Öncelikle Fortuna of Cappadocia’nın kuruluş hikâyesinden ve otelinizi bölgedeki diğer tesislerden ayıran özelliklerden bahseder misiniz?
Otelimiz aslında oldukça köklü bir geçmişe sahip. Bölgede hem yerel halkın hem de turistlerin anılarında yer edinmiş, geçmişte farklı markalar altında hizmet vermiş bir tesis. Tarman Grup’un oteli yatırım amacıyla satın almasının ardından kapsamlı bir renovasyon süreci başlatıldı. Bu süreçte otelin konsepti tamamen değiştirilerek Kapadokya’nın tarihi ve mistik dokusuyla uyumlu, aynı zamanda resort otel anlayışını benimseyen özel bir proje hayata geçirildi.
Bizi bölgedeki diğer tesislerden ayıran en önemli özelliklerden biri geniş yeşil alanlarımız ve bahçelerimiz. Büyük yüzme havuzlarımız, kongre binamız ve toplantı salonlarımız bulunuyor. Gruplar için ana binamızda konaklama imkânı sunarken daha özel ve lüks bir deneyim arayan misafirlerimiz için villalarımız mevcut.
Aslında otelimizin her köşesinde farklı bir deneyim yaşamak mümkün. Misafirlerimiz burada hem Kapadokya’nın mistik atmosferini hissedebiliyor hem de uluslararası standartlarda bir resort deneyimi yaşayabiliyor.

“OTELİN MİMARİSİNİN TEMELİNDE ANADOLU MİTOLOJİSİ VAR”
Otelin mimarisinde dikkat çeken semboller ve farklı tasarım unsurları bulunuyor. Bu konseptin arkasındaki hikâyeyi anlatabilir misiniz?
Bana göre önce otelin mimari hikâyesi oluşturulmuş, ardından bu hikâyeye uygun bir yapı hayata geçirilmiş. Marriott bünyesindeki Autograph Collection markası da bu özgün konseptle oldukça uyumlu bir birliktelik oluşturmuş.
Otelimizde kullanılan sembollerin önemli bir bölümü Anadolu mitolojisinden esinleniyor. Bölgenin binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirası, tasarımın temelini oluşturuyor. Konseptimizin merkezinde ise Roma mitolojisinde şans ve bereket tanrıçası olarak bilinen Fortuna yer alıyor.
Örneğin otelimizin girişinde Anadolu’nun farklı bölgelerinden getirilen iki gerçek antik kapı bulunuyor. Bu kapılar, misafirlerimizin geçmişten yeni bir deneyime geçişini simgeliyor. Resepsiyonun arkasında yer alan Fortuna çarkı ise hayatın inişlerini, çıkışlarını ve döngüsünü temsil ediyor. Burada anlatmak istediğimiz, hayatın insana farklı seçenekler sunduğu ancak hangi yoldan ilerleyeceğine yine kişinin kendisinin karar verdiği.
Ayrıca misafirlerimize girişte altın para görünümünde bir obje veriyoruz. Lobimizde bulunan niyet küpüne bir dilek veya niyetle bu parayı bırakabiliyorlar. Bu da otelimizin hikâyesinin bir parçası. Hatta bu uygulamayı ilk deneyenlerden biri bendim. Uzun zamandır yeniden spora başlamak istiyordum ve niyetimi diledikten sonraki gün spora başladım.
“ULUSLARARASI DENEYİMLERİMİ KAPADOKYA’YA TAŞIYORUM”
Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan uluslararası bir kariyeriniz var. Otelcilik yolculuğunuz nasıl başladı?
Beş yıldızlı otelcilik kariyerime Amerika Birleşik Devletleri’nde başladım. O dönemde 1.622 odası ve büyük kongre merkeziyle dünyanın önde gelen kongre otellerinden biri olan Hilton New Orleans Riverside’da bir yıl yönetim stajı yaptım.
Ardından Türkiye’ye dönerek Ankara’da Merit ve Starwood grubuyla tanıştım. Sheraton Ankara ve Lugal, a Luxury Collection Hotel’de yaklaşık yedi yıl görev aldım. Sonrasında Marriott bünyesinde farklı görevler üstlendim ve yeni açılan otellerin süreçlerinde çalışma fırsatı buldum.
Kariyerime daha sonra Katar’da, Westin Doha Hotel & Spa’da devam ettim. Uzmanlık alanım başlangıçta gelir yönetimiydi. Ardından satış ve pazarlama direktörlüğüne, sonrasında ise otel müdürlüğüne yükseldim.
Farklı ülkelerde edindiğiniz deneyimler, Fortuna of Cappadocia’daki yönetim anlayışınıza nasıl yansıyor?
Erdem Ünal: Otelcilik, birbirinden çok farklı disiplinlerin uyum içerisinde çalışmasını gerektiren bir sektör. Bu nedenle yöneticilerin farklı departmanlar hakkında bilgi ve deneyim sahibi olması büyük önem taşıyor. Ben de kariyerim boyunca yiyecek-içecek, ön büro, satış ve pazarlama ile gelir yönetimi alanlarında tecrübe kazanma fırsatı buldum.
Özellikle Orta Doğu’da lüks otelcilik anlayışı oldukça farklı. Misafirlerin beklentileri ve hizmet standartları çok yüksek. Bu deneyim, hizmet kalitesine ve misafir memnuniyetine bakış açımı önemli ölçüde geliştirdi.
Aslında Katar’da kariyerime devam etmeyi planlıyordum. Ancak Fortuna of Cappadocia projesiyle karşılaştığımda bunun Türkiye açısından da çok değerli bir yatırım olduğunu düşündüm. Anadolu’nun merkezinde, uluslararası marka standartlarıyla resort otel deneyimini bir araya getiren bu projede yer almak istedim.
Kapadokya’nın mistik atmosferi, bölge insanının samimiyeti ve projenin sahip olduğu potansiyel, buraya gelme kararımda etkili oldu.

“MİSAFİRLER ARTIK KONFORUN YANINDA BİR HİKÂYE VE DENEYİM ARIYOR”
Kapadokya oldukça geniş bir uluslararası ziyaretçi kitlesine sahip. Otelinizin misafir profili nasıl şekilleniyor? En çok hangi pazarlardan talep alıyorsunuz?
Yeni açılan bir otel olduğumuz için henüz çok kapsamlı pazarlama faaliyetleri gerçekleştirme fırsatımız olmadı. Ancak otelimiz açıldığı günden itibaren misafirlerimizin ilgisiyle kendisini tanıtmaya başladı. Gelen misafirlerimizin otelin farklı noktalarında fotoğraf çekerek sosyal medyada paylaşım yapması, bilinirliğimize önemli katkı sağladı.
Ben misafirlerle birebir iletişim kurmayı seven bir genel müdürüm. Kahvaltıda, havuz başında veya akşam saatlerinde onlarla sohbet etmeye özen gösteriyorum. Bu görüşmelerde oldukça farklı ülkelerden misafirler ağırladığımızı görüyorum. Avustralya, Hindistan, Amerika, İngiltere, Çin ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ziyaretçilerimiz bulunuyor.
Yaz döneminde ise İç Anadolu ve çevre illerden yoğun talep aldık. Ankara, Kayseri, Konya, Sivas, Mersin ve Adana gibi şehirlere yakınlığımız önemli bir avantaj. İstanbul’dan doğrudan uçuşların bulunması da ulaşılabilirliğimizi artırıyor. Dolayısıyla hem uluslararası pazarda hem de iç pazarda güzel bir başlangıç yaptık.
Günümüz turistinin beklentileri de değişiyor. Sizce misafirler artık daha çok konforu mu yoksa farklı deneyimleri mi ön planda tutuyor?
Erdem Ünal: Bence artık ikisini birlikte istiyorlar. Misafirler yalnızca konforlu bir odada konaklamakla yetinmiyor. Tercih ettikleri ürünün, hizmetin ve deneyimin bir hikâyesi olmasını bekliyorlar.
Biz de Fortuna of Cappadocia olarak misafirlerimize otelin girişinden itibaren farklı bir atmosfer sunmaya çalışıyoruz. Mimari detaylardan kullanılan sembollere, karşılama deneyiminden otelin farklı alanlarına kadar her unsurun bir anlamı var.
Kapadokya’nın tarihi ve mistik dokusunu modern konforla bir araya getiriyoruz. Amacımız, misafirlerimizin burada geçirdiği zamanı yalnızca bir konaklama olarak değil, kendilerine özgü bir deneyim olarak hatırlamalarını sağlamak.

“KAPADOKYA ZOR BİR YIL GEÇİRSE DE BİZ YÜKSEK DOLULUKLARLA BAŞLADIK”
2026 yılı Kapadokya turizmi açısından nasıl geçti? Bölgedeki genel turizm hareketliliğini ve otelinizin ilk sezon performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Meslektaşlarımdan aldığım bilgiler doğrultusunda Kapadokya’nın 2026 yılında zorlu bir dönem geçirdiğini söyleyebilirim. Bölgedeki jeopolitik gelişmeler ve yaşanan gerginlikler turizm hareketliliğini olumsuz etkiledi. Bunun sonucunda bölge genelinde dolulukların bir miktar gerilediğini görüyoruz.
Ancak kendi otelimiz açısından baktığımızda oldukça başarılı bir başlangıç yaptık. Normal şartlarda yeni açılan otellerin belirli bir doluluk seviyesine ulaşması zaman alır. Biz ise yaz dönemini beklentilerimizin üzerinde, yüksek doluluklarla geçirdik.
Özellikle uzun süreli tatil yapma fırsatı bulamayan çevre illerdeki misafirlerimiz, hafta sonlarını otelimizde değerlendirdi. Havuz alanlarımız ve villalarımız yoğun ilgi gördü.
Açılışımızın da oldukça anlamlı bir hikâyesi var. Ben 1 Haziran’da göreve başladım, 2 Haziran’da otelimizi açtık. Hemen ertesi gün Türkiye ve Yunanistan’ın kültür ve turizm bakanlarını otelimizde ağırladık. Kültür varlıklarının iadesine yönelik önemli bir imza törenine ev sahipliği yaptık.
Bu organizasyon, otelimizin tanıtımına da önemli katkı sağladı. İlk günden itibaren güçlü, hazır ve motive bir ekiple çalışmamız sayesinde başarılı bir yaz sezonu geçirdik.
“KAPADOKYA TURİZMİNİN 12 AYA YAYILMASI İÇİN ÖNEMLİ BİR POTANSİYEL VAR”
Türkiye’de turizmin 12 aya yayılması son dönemde en çok konuşulan konulardan biri. Sizce bu hedefe ulaşmak mümkün mü? Kapadokya bu süreçte nasıl bir rol üstlenebilir?
Turizmin 12 aya yayılması konusunda kamu ve özel sektörün birlikte önemli çalışmalar yürüttüğünü görüyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Kapadokya Alan Başkanlığı, valilik ve belediyeler bölgede çeşitli projeler hayata geçiriyor.
Fortuna of Cappadocia da bu hedefe katkı sağlayabilecek önemli yatırımlardan biri. Çünkü farklı turizm segmentlerine hitap edebilen bir yapımız var. Kongre ve toplantı turizmi için gerekli altyapıya sahibiz. Gruplar için konaklama imkânlarımız, lüks turizm segmentine yönelik villalarımız ve yaz aylarında tercih edilebilecek geniş havuz alanlarımız bulunuyor. Ayrıca Sanitaspa gibi uluslararası bilinirliğe sahip bir markayla çalışıyoruz.
Kapadokya’da yaz dönemi geleneksel olarak daha düşük sezon olarak değerlendirilmesine rağmen biz bu dönemde önemli bir talep yakaladık. Bu da farklı konseptlerin ve turizm ürünlerinin bölgeye yeni ziyaretçi profilleri kazandırabileceğini gösteriyor.
Valiliğimizin de turizmi yıl geneline yaymaya yönelik projeleri bulunuyor. Bu çalışmaların hayata geçmesiyle birlikte Kapadokya’nın turizm potansiyelinin çok daha güçlü bir noktaya ulaşacağına inanıyorum.
“BÖLGEDE NİTELİKLİ TURİZM İŞ GÜCÜNÜN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAMAK İSTİYORUZ”
Son olarak Fortuna of Cappadocia’nın önümüzdeki döneme yönelik çalışmaları ve hedeflerinden bahseder misiniz?
Biz Fortuna of Cappadocia olarak yalnızca bir otel işletmesi olmanın ötesinde, bölgeye farklı alanlarda değer katmayı hedefleyen bir anlayışla yola çıktık.
Önceliklerimizden biri, Kapadokya’da turizm alanında nitelikli iş gücünün gelişmesine katkı sağlamak. Bölgede yetişmiş personel konusunda önemli bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Bu nedenle başta ben olmak üzere yönetici arkadaşlarımızla üniversitelerle yakın iş birliği içerisindeyiz.
Ben de zaman zaman üniversitelerde derslere konuk olarak katılıyorum. Gençlere turizmi anlatmak, sektörü sevdirmek ve kariyer fırsatlarını göstermek istiyoruz. Çünkü yeni neslin turizm sektörüne ilgisinin azaldığını gözlemliyoruz. Turizm zor bir meslek ancak aynı zamanda çok önemli fırsatlar sunuyor.
Amacımız, uluslararası otelcilik deneyimimizi bölgedeki gençlerle ve sektör çalışanlarıyla paylaşmak. Uzun vadede eğitim ve insan kaynağı gelişimi açısından da bölgeye katkı sağlayan bir merkez olmak istiyoruz.
Bunun yanında sosyal sorumluluk projelerine de önem veriyoruz. Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla otelimizde bu konuya yönelik bir etkinlik gerçekleştirdik. Pembe kurdele hareketinin öncülerinden bir ismi ağırlayarak farkındalık çalışmalarına katkı sağladık.
Kısacası hedefimiz yalnızca başarılı bir otel işletmek değil; Kapadokya’nın kültürel, sosyal ve turistik gelişiminde aktif rol üstlenmek. Göreve başladığımız ilk dört aylık süreçte bu yönde önemli adımlar attığımızı düşünüyorum.
