KİTAPTAN MÜZEYE MÜZEDEN DİZİYE: MASUMİYET MÜZESİ

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kült romanı Masumiyet Müzesi, edebiyattan müzeciliğe uzanan benzersiz bir sürecin ürünü olarak hayata geçti.
Roman, bu sene ise büyük bir özveriyle ekrana taşındı. Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kült romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi dizisi, 9 bölüm olarak çekildi ve 13 Şubat’ta yayınlandı. Dizinin yayına girmesiyle birlikte hem roman hem de müze yeniden gündeme geldi ve proje kısa sürede geniş yankı uyandırarak müze ziyaretlerinde ve kitap satışlarında artış yaşandığı gözlemleniyor.
Pamuk’un aynı adlı romanından yola çıkarak oluşturduğu Masumiyet Müzesi, İstanbul Çukurcuma’da 19. yüzyıldan kalma bir evin müzeye dönüştürülmesiyle ortaya çıktı. Müze, bir romanın kurmaca evreninden hareketle kurulan ilk müze olma özelliğini taşıyor. Romanın kahramanı Kemal Basmacı’nın, âşık olduğu Füsun’un evine yaptığı ziyaretler sırasında biriktirdiği gündelik nesneler, müzenin ana anlatısını oluşturuyor. Romandaki seksen üç bölüm, müzede seksen üç ayrı vitrinle temsil ediliyor.

Bu fikir, Pamuk’un romanı yazmaya başlamadan önce döneme ait
eşyaları toplamaya başlamasıyla şekillendi. Yazar, metni bu nesnelere bakarak
kaleme aldı; roman yayımlandıktan sonra ise bu kurmaca dünyayı fiziksel bir
mekâna dönüştürme kararı aldı. Sultanahmet ve Galata seçeneklerinin ardından
müze için Çukurcuma’da karar kılındı. Binanın restorasyonu Türk ve Alman
mimarların iş birliğiyle gerçekleştirildi; müze 28 Nisan 2012’de ziyarete
açıldı. Masumiyet Müzesi, 17 Mayıs 2014’te Avrupa Yılın Müzesi Ödülü’ne layık
görüldü.
Roman, yıllar sonra bu kez ekrana taşındı. Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kült romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi dizisi, 9 bölüm olarak çekildi ve 13 Şubat’ta yayınlandı. Dizinin yayına girmesiyle birlikte hem roman hem de müze yeniden gündeme geldi ve proje kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
Masumiyet Müzesi; bir romanın önce somut bir müzeye, ardından bir diziye dönüşmesiyle edebiyatın mekân ve zaman sınırlarını aşan ender örneklerinden biri olarak kültür tarihindeki yerini korurken, edebiyatseverlerin okudukları eserin mekânsal karşılığını görme isteğiyle müzeye olan ilgisi de giderek artıyor.
Kaynak: Wikipedia
