JEOPOLİTİK GERİLİMLER, KÜRESEL İNANÇ TURİZMİ BÜYÜMESİNİ ZORLUYOR

Küresel inanç turizminin 2025 sonunda 190 milyar dolara ulaştığı tahmin edilirken, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’daki jeopolitik çatışmalar sektörün büyüme beklentilerini zorluyor.
Dini inançlara dayalı seyahat, genellikle tek bir kutsal mekâna ya da birden fazla kutsal noktayı kapsayan hac yolculukları şeklinde gerçekleşiyor. Dünyanın dört bir yanından farklı inançlara sahip milyonlarca insan, ibadetlerini yerine getirmek, adak adamak ve manevi bağlarını güçlendirmek amacıyla kutsal merkezlere yöneliyor.
Türkiye Turizm Ansiklopedisi’nin, Traveldailymedia.com’da Marga Manlapig imzasıyla yayımlanan araştırmadan derlediği bilgilere göre, küresel inanç turizmi pazarının 2025 yıl sonu itibarıyla 190 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.
Manevi motivasyon büyümeyi destekliyor
Küresel inanç turizmi sektörü, tüketicilerin manevi değerlerine ve dini miras geleneklerini sürdürme isteğine bağlı olarak büyümeye devam ediyor. Müslümanlar hac ibadeti kapsamında Mekke’ye seyahat ederken, Katolikler Meryem Ana’ya adanmış kutsal merkezlere, Paskalya ve Noel dönemlerinde ise kiliselere yöneliyor. Hindistan’da ise milyonlarca insan Ganj Nehri kıyılarına hac yolculuğu gerçekleştiriyor. Bu seyahatlerin tamamı, fiziksel deneyimden ziyade ruhsal tatmine odaklanan inanç turizmi kategorisi içinde değerlendiriliyor.
The Business Research Company tarafından yayımlanan son raporda, inanç turizmi pazarının 2029 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 8,5 büyüme oranıyla 263 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Ancak uzmanlar, özellikle Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da artan jeopolitik çatışmaların bu büyüme ivmesini sekteye uğratabileceğine dikkat çekiyor.
İsrail ile Filistin arasında Gazze’de devam eden çatışmalar ve Rusya ile Ukrayna arasındaki çözümsüz savaş ortamı, hac yolculukları ve dini ziyaretler üzerindeki belirsizliği artıran başlıca riskler arasında gösteriliyor.
Hükümetler bütçeleri kısıyor
Silahlı çatışmalar, hem hacı adaylarının hem de yerel halkın güvenliğini tehdit ederken; tur operatörleri, seyahat acenteleri ve havayolları tarafından yapılan seyahat uyarıları, inanç turizmi hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Artan güvenlik harcamaları ve bütçe baskıları nedeniyle birçok ülke, hac organizasyonlarına sağladığı devlet desteklerini geri çekiyor.
Son on yılda Güney Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki pek çok hükümet, bütçe kısıtlamaları gerekçesiyle hacı adaylarına yönelik sübvansiyonları sonlandırdı. Mısır, yoksul vatandaşlar için devlet tarafından finanse edilen hac kontenjanlarını kaldırırken; Hindistan 2018 yılında hac yardımlarını tamamen sona erdirdi. Nijerya’da ise artan bütçe açığı ve dini gerilimler nedeniyle Ekim 2024 itibarıyla hac desteklerinin kaldırılacağı açıklandı.
Sağlık önlemleri de etkili oluyor
Bütçe sorunlarının yanı sıra, halk sağlığına yönelik önlemler de inanç turizmi üzerinde belirleyici oluyor. Özellikle Asya ve Avrupa’daki kiliselerde sosyal mesafe uygulamaları hayata geçirilirken, Paskalya, Noel ve azizlerin yortu günleri gibi yoğun dönemlerde bu önlemlerin uygulanması zorlaşıyor.
Bazı hükümetler, hac amacıyla seyahat edecek kişiler için ülkelerinden çıkış öncesinde sağlık taraması yapılmasını tavsiye ediyor. Suudi Arabistan, hacı adayları için zorunlu sağlık taraması ve aşı uygulamalarına yönelik uyarılar yayımlarken; Katolik hac yolculuklarında aşı zorunluluğu bulunmamakla birlikte seyahat sigortası yaptırılması öneriliyor.
Sanal hac yolculukları ilgi görüyor
Pandemi döneminde yaygınlaşan ve günümüzde de devam eden sanal hac uygulamaları, seyahat edemeyen inananlar için alternatif bir ibadet alanı sunuyor. Lourdes, Fatima ve Guadalupe gibi önemli dini merkezlerin resmi internet siteleri üzerinden gerçekleştirilen sanal ziyaretler, özellikle yaşlı ve sağlık riski taşıyan bireyler tarafından tercih ediliyor.
Sanal hac uygulamaları Katoliklikle sınırlı kalmazken, Budistler ve Hindular için de farklı platformlar üzerinden erişilebilir hale geliyor. Temple 360 gibi çevrimiçi platformlar, sanal hac deneyimlerini geniş kitlelere ulaştırıyor.
Suudi Arabistan hacdan 12 milyar dolar gelir elde ediyor
Dünyanın en büyük dini hac organizasyonlarından biri olan Hac ibadeti, Suudi Arabistan ekonomisi için önemli bir gelir kalemi olmaya devam ediyor. Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’na (GASTAT) göre, 2025 yılında ülkeye gelen hacı sayısı 1 milyon 673 bin 230 kişi olarak açıklandı. Kişi başı harcamaların 9 bin dolara kadar çıkabildiği dikkate alındığında, ülkenin Hac ve Umre ziyaretlerinden yıllık yaklaşık 12 milyar dolar gelir elde ettiği tahmin ediliyor.
Filipinler, Japonya ve Vietnam gibi ülkelerde de inanç turizmi; dini festivaller, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kutsal alanlar ve senkretik inanç merkezleri üzerinden canlılığını koruyor.
Henüz 2026 yılının başında olunması nedeniyle küresel inanç turizminin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceği kesinlik kazanmış değil. Ancak mevcut veriler, çatışmalar, salgınlar ve mali kısıtlamalara rağmen inanç temelli seyahatlerin küresel ölçekte varlığını sürdürmeye devam edeceğini gösteriyor.


