Antalya’da 2000 yılında kurulan Rus Okulu ve International
College of Tourism ile turizm sektörüne uluslararası ölçekte eğitim veren
kurumların kurucusu, eğitim faaliyetlerinin gelişim sürecini ve turizm
sektörüne sağladıkları katkıları anlattı. Türkiye’de turizm eğitiminin
uluslararası standartlarda verilmesi için yürütülen projeleri, yabancı
öğrencilerin yoğun ilgisini de değerlendirdi.
Rus okulu ve turizm akademisi olarak iki farklı eğitim
yapınız bulunuyor. Bu süreç nasıl başladı?
Biz 2000 yılında Antalya’da Türkiye’nin ilk Rus okulunu
açtık. Bunun sebebi aslında çok kişisel bir ihtiyaçtı. Kızım Antalya’da doğdu
ve o dönem burada Rusça eğitim veren bir okul yoktu. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak
okulu kurduk ve zamanla büyüttük. O dönemde Antalya’da yabancı öğrenci sayısı
da oldukça azdı. Yaklaşık 5–6 yıl sonra öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında
devam edebilecekleri bir eğitim modeli oluşturmak istedik. Bu nedenle turizm
eğitimi veren ikinci bir yapı kurduk ve Turizm Akademisi’ni oluşturduk. Böylece
iki farklı ve bağımsız eğitim kurumu ortaya çıktı.
Turizm Akademisi’nin resmi adı International College of
Tourism. Türkiye’de Milli Eğitim’e kayıtlı ve resmi izinleri olan bir kurum. Yurt dışında “college” kavramı genellikle mesleki eğitim
anlamına gelir. Lise sonrası başlayan ve iki yıllık yüksekokul seviyesini
kapsayan bir modeldir. Biz de buna benzer bir eğitim sistemi uyguluyoruz. Ayrıca uluslararası ortaklıklarımız da bulunuyor. İsveç’teki
bir eğitim kurumu ile iş birliğimiz var ve öğrencilerimiz online eğitim yoluyla
İsveç’ten lisans diploması alabiliyor. Böylece öğrencilerimiz eğitimlerini çok
daha ekonomik bir şekilde tamamlayabiliyor. Bu sistem “Antalya Tourism Academy” adıyla yürütülen
uluslararası bir eğitim projesi. Projenin içinde Türkiye’deki okulumuzun yanı
sıra İsveç’teki eğitim kurumu ve Amerika’da Florida Otelciler Birliği’nin
eğitim enstitüsü de yer alıyor. Öğrenciler mezun olduklarında üç farklı diploma alma
imkanına sahip oluyorlar.
Öğrencileriniz hangi ülkelerden geliyor?
Tüm öğrencilerimiz yabancı öğrencilerden oluşuyor. Mevzuat
gereği Türk öğrencileri doğrudan kabul edemiyoruz. Öğrencilerimizin büyük bölümü Rusya ve eski Sovyet
ülkelerinden geliyor. Özbekistan, Kazakistan ve Ukrayna gibi ülkelerden de
öğrencilerimiz var. Eğitim dili ise hem İngilizce hem Rusça. Öğrenciler ister
İngilizce ister Rusça programı tercih edebiliyor.
Turizm okulu dışında yürüttüğünüz faaliyetler var mı?
Turizm Okulu dışında yapmış olduğumuz faaliyetler şirketimizde geleneksel olarak;18 yıldır geleneksel ‘Uluslararası Bilim Olimpiyat Şenliği’ kapsamında ortalama 1.000 kişi ülkemize geliyor ve beş yıldızlı otellerde etkinlik gerçekleştiriyoruz. 2016 yılından bu yana her yıl yaz döneminde İngilizce ve Türkçe eğitimi vererek uluslararası ‘Olimpus’ yaz okulu etkinlikleri ile öğrencilerimizi ağırlıyoruz. Bizim yaptığımız iş konumunun eğitim turizmi olduğunu paylaşmak istiyoruz. Biz eğitim turizmi yapıyoruz. Yani bu çok önemli. ATSO’da böyle bir faaliyet yoktur ve bununla ilgili destek ve ihtiyaç duyuyoruz.
Turizm sektörüyle bağlantınız nasıl ilerliyor?
Her eğitim yılı sonunda öğrencilerimiz staj programlarına
katılıyor ve otellerde çalışıyorlar. Bu bizim için çok önemli bir süreç. Çünkü turizm sektöründe özellikle yabancı dili çok iyi bilen
nitelikli personel ihtiyacı oldukça yüksek. Büyük otel zincirleriyle sürekli
temas halindeyiz ve sektörün bu konuda ciddi talebi var. Hatta son dönemde oteller bizden çok daha fazla öğrenci
talep ediyor. Bu da turizm sektöründe nitelikli insan kaynağı ihtiyacının ne
kadar arttığını gösteriyor.
Turizm öğrencilerine vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?
Öğrencilik dönemi aslında bilgi toplama dönemidir. Bir
anlamda taş toplama süreci gibi düşünebiliriz. Bugün öğrenilen her bilgi, gelecekte kullanılacak bir
yatırım anlamına geliyor. Öğrencilerin bu dönemi iyi değerlendirmesi gerekiyor. Biz de eğitim kurumları olarak bu süreci desteklemeye
çalışıyoruz. Amacımız turizm sektörüne yeni nesil, donanımlı ve uluslararası
perspektife sahip profesyoneller kazandırmak.
