ÇALINAN İKİ İZNİK ÇİNİSİ YILLAR SONRA YENİDEN TÜRKİYE'DE

ÇALINAN İKİ İZNİK ÇİNİSİ YILLAR SONRA YENİDEN TÜRKİYE'DE

Ramazan ayının manevi atmosferinde kapılarını açan ‘Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler’ sergisi, Osmanlı sultanlarının Haremeyn’e duyduğu hürmeti ve medeniyet anlayışını yansıtan 57 kıymetli eseri ziyaretçilerle buluşturdu. Rami Kütüphanesi’nde açılan sergiyi ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kutsal emanetlerin taşıdığı güçlü manevi hafızaya dikkat çekti.

Çalınan İznik Çinileri Türkiye’ye İade Edildi

Bakan Ersoy, sergi kapsamında önemli bir gelişmeyi de paylaştı. Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınan 16’ncı yüzyıla ait iki İznik çinisinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını açıkladı. Çinilerin Ankara Etnografya Müzesi’nde muhafaza altına alındığını belirten Ersoy, sürecin çok yönlü uluslararası iş birliğiyle sonuçlandığını ifade etti.

Eserlerin İngiltere’de bir müzayede evinde satışa sunulmak üzereyken yapılan girişimlerle satıştan çekildiğini aktaran Ersoy, Londra Büyükelçiliği, Londra Metropolitan Polisi ve uzman ekiplerin katkılarıyla eserlerin Türkiye’ye kazandırıldığını söyledi. Ayrıca süreçte, Bakanlık tarafından geliştirilen “TraceArt” yapay zekâ destekli sistemin de aktif rol oynadığı vurgulandı.

ÇALINAN İKİ İZNİK ÇİNİSİ YILLAR SONRA YENİDEN TÜRKİYE'DE

Hadimü’l-Haremeyn Anlayışı ve Osmanlı Mirası

Ersoy, Osmanlı sultanlarının Haremeyn’e bağlılığının yalnızca siyasi bir unvanla sınırlı olmadığını belirterek, “Hadimü’l-Haremeyn” unvanının derin bir hizmet ve edep anlayışını temsil ettiğini ifade etti. Osmanlı’nın, Mekke ve Medine’ye hizmet etmeyi hükümdarlıktan üstün tuttuğunu vurguladı.

Bu anlayışın yalnızca hizmetle sınırlı kalmadığını belirten Ersoy, hac yolculuklarının güvenliği, Kâbe’nin bakımı, örtülerin yenilenmesi ve gönderilen hediyelerle bu bağlılığın kurumsal bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi.

Sanata Yansıyan Manevi Bağ

Osmanlı sultanlarının kutsal topraklara duyduğu hasretin sanat eserlerine de yansıdığını belirten Ersoy, Kâbe tasvirlerinin kitaplarda, çinilerde ve tablolarda yer aldığını ifade etti. Ayrıca Kâbe’nin birebir maketlerinin hazırlanarak örtülerle birlikte sergilenmesinin, bu manevi bağın güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi.

57 Eserle Kadim Hafıza Yeniden Hatırlatılıyor

Sergide yer alan eserlerin yalnızca tarihi objeler olmadığını vurgulayan Ersoy, bu emanetlerin kuşaktan kuşağa aktarılan ortak bir manevi hafızanın taşıyıcıları olduğunu belirtti. Osmanlı döneminde kutsal emanetlerin sadece saraylarda değil, selâtin camileri ve türbelerde de halkla buluşturulduğunu ifade etti.

57 eserin yanı sıra temsili Kâbe canlandırmasına da yer verilen serginin, geçmişle bağ kurma ve kültürel değerleri yeniden hatırlama açısından önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.

“Bizim Olanı Geri Getirene Kadar Mücadelemiz Sürecek”

Kültür varlığı kaçakçılığına karşı yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirten Ersoy, “Tarihi eser kaçakçılığına karşı oluşturduğumuz güçlü uluslararası iş birliği ağı sayesinde önemli sonuçlar elde ediyoruz. Varisi olduğumuz her bir eseri ait olduğu topraklara kazandırana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Etiketler