Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin (AKTOB) 21 Temmuz’da Mardan Palace Hotel’de düzenlediği geleneksel öğle yemeğinde konuşan AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, Türkiye turizminin rekabet gücünü koruması için kaynak pazarların çeşitlendirilmesi, yüksek katma değerli turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve sezonun yıl geneline yayılması gerektiğini söyledi.
AKTOB’un geleneksel öğle yemeği, turizm sektörü temsilcileri, kamu yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Mardan Palace Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, sektör paydaşlarıyla yeniden bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek AKTOB’un yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.
İstihdam ve Sektörel Talepler Ankara’ya Taşındı
AKTOB’un Ankara’da gerçekleştirdiği temaslara değinen Kavaloğlu, turizm çalışanlarına yönelik istihdam desteği ile sektörün üzerindeki mali yüklerin azaltılması konusunda girişimlerde bulunduklarını belirtti. Turizmin yalnızca konaklama işletmelerini değil, ulaşım, lojistik, gastronomi, kültür, sanat ve perakende gibi çok sayıda alanı harekete geçiren güçlü bir ekonomik çarpan oluşturduğunu vurguladı.
Kavaloğlu ayrıca, uluslararası organizasyonlarda Antalya turizm sektörünü temsil eden otel çalışanlarına teşekkür ederek, farklı otel gruplarından yaklaşık 150 çalışanın önemli bir organizasyonda görev aldığını ifade etti.
Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan Öne Çıkıyor
Küresel turizm hareketlerinde ağırlık merkezinin değiştiğine dikkat çeken Kavaloğlu, Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan’ın gelecek dönemin en önemli kaynak pazarları arasında yer alacağını söyledi.
Hindistan’ın nüfusu, büyüyen orta sınıfı ve Türkiye’ye duyduğu ilgiyle önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Kavaloğlu, Türkiye’nin geleneksel kaynak pazarlarının yanı sıra yeni pazarlara yönelik hava yolu bağlantılarını ve tanıtım çalışmalarını güçlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Jeopolitik Gelişmeler Turizmi Etkiliyor
Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan savaş ve siyasi gerilimlerin turizm talebi üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Kavaloğlu, Türkiye’nin çatışmaların doğrudan tarafı olmamasına rağmen zaman zaman bölgenin içindeymiş gibi algılandığını söyledi.
Kavaloğlu, buna rağmen turizmin ekonomik büyüme, istihdam ve hizmet ihracatı açısından Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olmaya devam ettiğini vurguladı.
“İstanbul ve Antalya Ekseninin Dışına Çıkmalıyız”
Küresel turizm rekabetinin artık yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçülmediğini belirten Kavaloğlu; kişi başı harcama, deneyim kalitesi, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve destinasyonların marka gücünün daha belirleyici hale geldiğini söyledi.
Türkiye turizminin büyük ölçüde İstanbul ve Antalya ekseninde ilerlediğine dikkat çeken Kavaloğlu, farklı bölgelerin de turizm ekonomisine daha güçlü şekilde dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
“Rekabetçi Olma Özelliğimizi Kaybedemeyiz”
Turizm sektöründe artan maliyetler ile fiyat rekabeti arasındaki dengenin korunması gerektiğini belirten Kavaloğlu, Türkiye’nin fiyat-performans açısından sahip olduğu avantajı kaybetmemesi gerektiğini söyledi.
“Rekabetçi olma özelliğimizi kaybedemeyiz” diyen Kavaloğlu, fiyatların rakip destinasyonlar, hizmet kalitesi ve ziyaretçiye sunulan toplam deneyim üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İspanya Modeli Yakından İncelenmeli
Konuşmasında Türkiye ile İspanya turizmini de karşılaştıran Kavaloğlu, İspanya’nın destinasyon planlaması, şehir turizmi, kültür, gastronomi, ulaşım ve yüksek harcama yapan ziyaretçilere yönelik ürünleriyle güçlü bir turizm ekonomisi oluşturduğunu söyledi.
Türkiye’nin ziyaretçi sayısının yanında turizm gelirini, sezon yönetimini, ürün çeşitliliğini ve kişi başı harcamayı artırmaya odaklanması gerektiğini belirtti.
Sezon Bahar ve Sonbahara Yayılmalı
Antalya’nın dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, mevcut yatak kapasitesi ve yaz aylarındaki yoğunluk nedeniyle büyümenin yalnızca yüksek sezondaki ziyaretçi sayısını artırarak sürdürülemeyeceğini söyledi.
Kavaloğlu, turizm hareketinin bahar ve sonbahar dönemlerine yayılması, yeni kaynak pazarlara ulaşılması ve sezonlar arasındaki ziyaretçi farkının azaltılması gerektiğini belirterek, “Bahar ve sonbahar dönemlerinde gelen turist sayısını artırmamız gerekiyor” dedi.
