TÜRSAB Antalya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Onur Özer, Antalya turizminde sezonun beklentilerin altında başladığını ancak temmuz ayıyla birlikte bazı bölgelerde toparlanma sinyalleri görüldüğünü söyledi. Özer, Antalya’da düzenlenmesi beklenen COP31’in ise kentin uluslararası tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Sezonu genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsrail, İran ve Amerika hattında yaşanan gelişmelerin ardından tahminlerimizin çok daha altında bir sezona giriş yaptık. Mayıs ayında bayramın etkisiyle iç pazarda kısa süreli bir hareketlilik oldu ancak 10 günlük canlılığın dışında haziran ayında düşüşü daha net hissettik.
Şu anda özellikle konaklama sektörünün fiyatlarda yaptığı düzenlemelerin ardından temmuz ayı fena başlamadı. Kundu ve Belek bölgesinde doluluklar arttı.
Bölgeler arasında nasıl bir tablo var?
Fiyata bağlı hareketlilik nedeniyle Side ve Alanya’nın toparlanması biraz daha zaman alacak gibi görünüyor. Fiyat düzenlemelerinin ardından misafirlerin daha çok Belek bölgesindeki otelleri tercih ettiğini görüyoruz.
Side’de Batı Avrupa pazarında uzun yıllardır başarılı olan tesislerde doluluklar iyi seviyelere ulaştı. Ancak diğer tesislerde henüz arzu edilen seviyede değil. Alanya için de benzer bir tablo var. Kemer ise özellikle CIS pazarına olan yoğun bağımlılığı nedeniyle biraz daha geriden geliyor.
Sezon sonuna kadar yaşanan kayıpları telafi etmeyi umuyoruz.
COP31’i Antalya açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
COP31, bence Antalya’da yapılabilecek en önemli uluslararası organizasyonlardan biri. Bu organizasyonun Antalya’ya kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir.
Bu toplantıyı sadece maddi açıdan değerlendirmemek lazım. Antalya’nın tanıtımı ve uluslararası alandaki itibarı açısından çok daha değerli bir organizasyon. Antalya’nın turizm potansiyelini, profesyonelliğini ve organizasyon kabiliyetini tüm dünyaya gösterebileceği önemli bir fırsat.
Organizasyon sürecinde hangi noktalara dikkat edilmeli?
Burada herkese görev düşüyor. Çarşıdaki küçük esnaftan taksicilere, büyük seyahat acentelerinden yerel ve mülki yönetimlere kadar herkesin bu sürecin bilincinde olması gerekiyor.
Bazı sorunlar yaşandı, yaşanmaması da mümkün değil. Ancak TÜRSAB olarak dile getirdiğimiz bir konu vardı: Antalya Havalimanı’nda Terminal 1’e kadar gelen raylı sistemin, bu fırsat değerlendirilerek Terminal 2’ye kadar uzatılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu ilettik ancak bu konuda bir çalışma yapılmadı.
Bu bizim için önemli bir handikap. Çünkü 80-100 bin kişinin tamamının organizasyonla gelmeyeceğini, önemli bir kısmının bireysel olarak geleceğini düşünüyorum. Bireysel gelen ziyaretçiler de uluslararası bir havalimanında toplu ulaşım imkânı arayacaktır. Bu noktada eksik kaldığımızı düşünüyorum.
