Tüm dünyada Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un
yaşadığı ve mezarının bulunduğu Antalya’nın Demre ilçesinde yer alan, adını
taşıyan kilisenin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için çalışmalar
başlatıldı. Geçen yıl kilisede yürütülen kazılarda Aziz Nikolaos’a ait
olabileceği düşünülen yeni bir lahit keşfedilmişti. Bu yıl sürdürülen
arkeolojik çalışmaların sonuçları ise uluslararası bilim çevrelerinde geniş
yankı uyandırıyor.
Kazı başkanı Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık, keşfin
ayrıntılarının Almanya’nın en saygın arkeoloji yayınlarından birinde yer
alacağını açıkladı.
DEMRE’DE TARİHİ KEŞİF: LAHİT HENÜZ AÇILMADI
Demre’deki Aziz Nikolaos Kilisesi’nde 2024 yılında yapılan
kazılarda, Orta Çağ Dönemi’nde bölgede yaşanan deprem ve tsunamilerin ardından
alüvyonla kaplanan eski kilise zemininde, Aziz Nikolaos’a ait olabileceği
düşünülen bir lahit bulundu. Lahit henüz açılmadı ancak keşif hem ulusal
hem de uluslararası basında büyük ses getirdi.
Kazı çalışmaları bu yıl da küçük buluntularla devam etti.
Bunlar arasında üzerinde ‘Ayvaz’ yazan Kütahya fincan parçası gibi
kültürel açıdan değerli objeler bulundu.
Doç. Dr. Ebru Fatma Fındık başkanlığındaki 20 kişilik ekip,
lahit ve çevresindeki araştırmalarını sürdürüyor.
ÇALIŞIYORUZ”
Doç. Dr. Fındık, sezon çalışmaları ve hedeflere ilişkin
şunları söyledi:
“2025 yılı çalışmalarımız, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın
‘Geleceğe Miras Projesi’ desteğiyle sürdürüldü. Yalnızca ülkemizin değil,
dünyanın en prestijli arkeolojik alanlarından birinde kazı, koruma ve onarım
çalışmaları yapıyoruz. Bu nedenle programlamayı büyük titizlikle yürütüyoruz.”
Bölgenin 6 metreye varan alüvyon dolgusu nedeniyle
çalışmanın teknik açıdan zor olduğunu belirten Fındık, kilisenin kuzeydoğusunda
inkübasyon (şifa ritüeli) alanı olduğu düşünülen bölümde selin yol
açtığı duvar yıkımına ulaştıklarını aktardı.
KORUMA VE RESTORASYON PROJELERİ DEVREDE
Kapatılmış alanlarda güvenli çalışma yürütmek için geçen yıl
başlatılan koruma-uygulama projelerinin hızla devreye alındığını söyleyen
Fındık:
“Lahit ve çevresinde uygun çalışma koşullarını sağlamak
önceliklerimiz arasındaydı. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Geleceğe
Miras Dairesi’nin desteğiyle gerekli projeleri hazırladık. 2026’da bu projeleri
uygulayarak kazılara hızla devam etmeyi planlıyoruz.”
2025 yılında ayrıca kilisedeki özgün duvar resimlerini
korumaya yönelik bir proje hazırlandı. Kilise içinde jeoradar ile yer
altı görüntüleme çalışması da yapıldı; 2026 kazı programı bu sonuçlara göre
şekillendirilecek.
KAZILARDA ÖNEMLİ VERİLER ELDE EDİLDİ
Doç. Dr. Fındık, çalışmaların yalnızca kazı alanıyla sınırlı
olmadığını belirtti:
“Kazının en yoğun kısmını depo ve ofis çalışmaları
oluşturur. Bu yıl elde ettiğimiz verileri Demre’de düzenlenen iki uluslararası
kongrede sunduk. Mimari, duvar resimleri, seramikler, küçük buluntular ve
özellikle sikkeler, tabakaların tarihlendirilmesi açısından çok değerli
bilgiler sağladı.”
LAHİT KEŞFİ ALMAN ARKEOLOJİ DERGİSİNDE
Kültür ve Turizm Bakanlığı izinleriyle uluslararası bir
belgeselde lahdin tanıtım çekimlerine katıldıklarını belirten Fındık, şu
bilgiyi paylaştı:
“Aziz Nikolaos Kilisesi’ndeki bulgular dünyanın pek çok
ülkesinde ilgiyle takip ediliyor. 2024’te keşfedilen lahit, Almanya’nın saygın
arkeoloji dergisi Archaologie in Deutschland (AiD)’ın bu ayki sayısında
haber olarak yer alacak. Bu gelişme, kazının bilimsel görünürlüğünü önemli
ölçüde artırdı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giriş için hazırlıklarımızı
titizlikle sürdürüyoruz.”
AZİZ NİKOLAOS: DÜNYANIN ‘NOEL BABASI’
Likya Birliği’nin önemli liman kenti Patara’da doğan Aziz
Nikolaos, yaşamının büyük bölümünü Myra’da geçirdi ve burada piskoposluk yaptı.
Ölümünden sonra da Demre’deki bu kiliseye gömüldü.
Aziz Nikolaos’un yardımseverliği ve mucizevi olayları,
günümüzün “Noel Baba” figürünün temelini oluşturdu. Kilisenin
duvarlarında ona ait freskler ile Roma Dönemi’ne ait lahit süslemeleri yer
alıyor.
KİLİSE ARTIK ANIT MÜZE
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Aziz Nikolaos Anıt
Müzesi’ne dönüştürülen kilise, her yıl yüzbinlerce turist tarafından
ziyaret ediliyor. Hristiyan dünyası için kutsal kabul edilen bu yapı, özellikle
Ortadoks inancında iyileştirici güç atfedilmesi nedeniyle büyük önem
taşıyor.
