2025 güzel geçti. Rekorlar kırıldı. Ama geçti. 2026 farklı bir yıl….Hem de ne farklı!
Küresel turizmin temel sorusu değişti. Artık “kaç kişi seyahat ediyor” değil, “nereye gidiyor?”
Körfez sarsıldı. Orta Doğu rotaları karmaşıklaştı.
İran pazarı fiilen kapandı. Talep yok olmadı, yer değiştirdi.
Ve nereye kaydığı artık görünür hale geldi.
Akdeniz. Atlantik. Okyanus kıyıları. Güvenli, erişilebilir, istikrarlı destinasyonlar.
Kanarya Adaları dolup taşıyor. Portekiz rekor kırıyor. Yunanistan turist memnuniyetinde dünya birincisi oldu. İspanya değil, İtalya değil, Yunanistan.
Talep bu yönde kayıyor. Bu savaş birkaç yıl daha sürerse, bu tercihler on yıl kalıcı hale gelir. Tur operatörü yeni rotaya yatırım yapar. Misafir yeni destinasyona alışır. Pencere kapanır.
Türkiye bu tablonun tam ortasında duruyor.
Akdeniz kıyısında. Güvenli liman algısı güçlü. Hava bağlantıları sağlam.
Ama fırsatın ortasında durmak yetmiyor. Ana kaynak pazarlarımıza bakalım.
Almanya yavaşlıyor. Ama potansiyel büyük.
Alman turist güvenilirlik arıyor, gastronomi merak ediyor. Ona hâlâ “güneş ve havuz” satıyoruz.
İngiltere’de İspanya bizi açık ara geçiyor.
Aynı mesafe, aynı dil, çok farklı sonuç.
İngiliz misafir deneyim ve özgünlük peşinde. Biz onu görmüyoruz.
Rusya. Hep bir savaşın içinde olan bir toplum.
Ama Rus’un en vazgeçemediği şeylerden biri tatil. Ekonomik baskı altında bile, yaptırımlar altında bile, tatilden ödün vermiyor.
Bu alışkanlık değil, bir yaşam biçimi. Rusya’yı “riskli pazar” diye köşeye itmek büyük hata. Doğru ürünle, doğru fiyatla, doğru kanaldan hâlâ çok şey yapılabilir.
Ve İran. 2025’te beşinci büyük pazarımızdı. 2026’da fiilen bitti.
Bu boşluğu kim dolduracak?
Sıkı durun, söylüyorum: Biz. İç pazar.
85 milyonluk bir nüfus. Giderek büyüyen bir orta sınıf.
Seyahat alışkanlığı kazanan bir nesil.
Yurt dışına çıkmanın zorlaştığı, dövizin yükseldiği bir ortamda yurt içine yönelen bir talep.
İç pazar çoğu zaman ikinci plan oldu. Doldurulacak boşluk olarak görüldü.
Oysa doğru konumlandırıldığında en sadık, en öngörülebilir, en az kırılgan pazardır.
Her pazara aynı ürünü satmak, satış değil. Dağıtım. Bizi öldürmeyen şey güçlendirir.
Bu savaş bizi öldürmüyor. Önümüze tarihi bir fırsat koyuyor.
Şimdi Körfez’den kayacak lüks segmenti yakalamak lazım. Şimdi Akdeniz’deki bu dalgayı tutmak lazım. Şimdi iç pazarı ciddiye almak lazım.
Rakamlar nereye gelindiğini söylüyor. Strateji nereye gidileceğini.
Its now or never.
Namık Kemal Yalçınsu — Otelcilik & Turizm Yöneticisi
