Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıda 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ı (OVP) kamuoyuna duyurdu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TCMB Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ile Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’in katılımıyla açıklanan programda, küresel gelişmeler ve bölgesel savaşın etkileri doğrultusunda makroekonomik göstergeler yeniden şekillendi. Yılmaz, küresel piyasalarda yükselen riskler ve dış talepteki zayıflama nedeniyle 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3’e çektiklerini, sanayi büyümesi beklentisinin yüzde 2,3’e gerilediğini, yıl sonu enflasyon tahmininin ise yüzde 28,4’e yükseldiğini bildirdi.
Dünya ekonomisinin öngörülebilirliğin azaldığı zorlu bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin ana ticaret ortaklarındaki yavaşlamaya işaret etti. Avrupa Birliği’nde büyüme beklentisinin yüzde 1,2’ye gerilediğini, MENA bölgesinde ise ekonominin yüzde 0,5 daralmasının öngörüldüğünü aktardı. Geçen yıl 64,3 dolar olarak varsayılan brent petrol ortalamasının 89,3 dolara çıktığını belirten Yılmaz, enerji ithalatı tahmininin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı öngörüsünün ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseldiğini ifade etti. Bu gelişmelerle birlikte cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahmin yüzde 2,6 seviyesine güncellendi.
Dış dengelerdeki baskının ve jeopolitik gerilimlerin seyahat hatları üzerindeki etkisine değinen Yılmaz, turizm gelirlerindeki revizyonu şu sözlerle dile getirdi:
“Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir. Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim geçtiğimiz yıl öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji me emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir.”
Enflasyonla mücadelede gelinen noktayı detaylandıran Yılmaz, ağustos ayı itibarıyla yüzde 31,5 gerçekleşen enflasyonun yılın son çeyreğinde düşüşe geçerek yüzde 28,4 seviyesinde tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğuna değinen Yılmaz, savaştan doğrudan etkilenen kalemler dışarıda bırakıldığında ana eğilimdeki aşağı yönlü seyrin sürdüğünü vurguladı. Program dönemi boyunca dezenflasyon sürecinin kararlılıkla yürütüleceğini belirten Yılmaz; enflasyonun 2027 yılında yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029 yılında yüzde 9’a gerileyerek tek haneli seviyelere inmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Büyümenin kompozisyonunda üretken yapının öne çıktığını aktaran Yılmaz, 2026 yılındaki yüzde 3,3’lük büyümenin 1,2 puanının Toplam Faktör Verimliliği kaynaklı olduğunu ifade etti. Yıl sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları, kişi başına düşen gelirin ise 20 bin doları aşarak Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna girmesinin beklendiğini bildirdi. Yılmaz; büyüme hedeflerini 2027 için yüzde 4,2, 2028 için yüzde 4,6 ve 2029 için yüzde 5 olarak açıkladı. Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos ayında 280 milyar dolara ulaştığını, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının ise yüzde 44,1’e yükseldiğini ekledi.
Finansal göstergelerdeki güçlenmeye değinen Yılmaz, Merkez Bankası brüt rezervlerinin 188,2 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’nin risk priminin (CDS) 220 seviyesinin altına indiğini ve TL mevduat oranının yüzde 61,5’e yükseldiğini belirtti. Mali disiplin kapsamında Tasarruf Genelgesi çerçevesinde 2 bin 16 harcama biriminde denetim gerçekleştirildiğini aktaran Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranını 2026 sonunda yüzde 3,1, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 seviyesine düşürmeyi hedeflediklerini söyledi. Program süresince 2,1 milyon ilave istihdam sağlanarak işsizliğin yüzde 7,6’ya çekilmesi planlanırken; gıda fiyatlarındaki oynaklığı azaltacak adımların atılacağı ve Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulmasına yönelik çalışmaların devam edeceği duyuruldu.
