Antalya ve Burdur turizmi arasında sürdürülebilir, iki yönlü ve kalıcı bir iş birliği oluşturmayı hedefleyen “Antalya–Burdur Turizm Köprüsü” toplantısında, bölgesel turizm entegrasyonu, seyahat acentelerinin rolü, destinasyon hikâyesi oluşturma ve iş birliği modelleri kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ile Burdur İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen toplantı, kamu, yerel yönetimler ve özel sektör temsilcilerini aynı masa etrafında buluşturdu.
Toplantının açılışında ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve Burdur İl Kültür Turizm Müdürü Mustafa Tokat konuştu. Toplantı, Antalya’dan Burdur’a uzanan turizm hareketliliğinin yalnızca geçiş değil, konaklama, deneyim ve ürün çeşitliliği temelinde yeniden kurgulanması hedefiyle gerçekleştirildi.
Yusuf Hacısüleyman: “Köprü iki ayaklıdır, iki tarafın da istemesi gerekir”
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, konuşmasında “Antalya–Burdur Turizm Köprüsü” ifadesinin bilinçli olarak seçildiğini vurguladı. Bir köprünün ancak iki taraf da isterse ve sorumluluk alırsa kurulabileceğine dikkat çeken Hacısüleyman, bu çalışmanın geçmişte atılan adımların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak Eylül ayında müşterek meslek komiteleri toplantısını özellikle Burdur’da yaptıklarını belirten Hacısüleyman, bu tercihin temel amacını şu sözlerle anlattı:
“Antalya 640 kilometrelik sahil bandına sahip, dünyanın en yoğun havalimanlarından birine ev sahipliği yapan bir şehir. Ancak biz bu gücün çevre illerimize de fayda sağlaması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu köprüyü kurmak istedik.”
Hacısüleyman, Antalya’da yaşayan birçok kişinin Burdur’un ilçelerini, doğal ve kültürel değerlerini hiç görmemiş olabileceğine dikkat çekerek, artan hava yolu kullanımı nedeniyle karasal bağların zayıfladığına işaret etti. Bu nedenle yapılan karayolu seyahatinin bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı.
“Antalya’ya gelen ziyaretçi neden Burdur’a uğramasın?”
Antalya’nın dünya turizmindeki güçlü konumuna da değinen Yusuf Hacısüleyman, Euromonitor verilerine göre Antalya’nın dünyanın en çok tercih edilen şehirlerinden biri olduğunu hatırlattı. Bu potansiyelin yalnızca Antalya ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu kadar yüksek ziyaretçi kapasitemiz varken, çevre illerimize neden bir fayda sağlamasın? İnsanlar bir ülkeye geldiklerinde yalnızca sahili değil, çevresindeki kültürü, doğayı ve tarihi de görmek istiyor.”
Bu noktada Burdur’daki seyahat acentelerine de önemli bir rol düştüğünü ifade eden Hacısüleyman, sürecin tek yönlü beklentiyle ilerleyemeyeceğini vurguladı:
“‘Antalya’dan neden bize turist gelmiyor?’ sorusunun yanında, ‘Biz neden gidip alıp getirmiyoruz?’ sorusunu da sormamız gerekiyor. Köprü dediğimiz şey tam olarak budur.”
Hacısüleyman, toplantının bir başlangıç olduğunu, kısa vadede mucize beklenmemesi gerektiğini ancak bu masadaki paydaşların süreci sahiplenmesiyle kalıcı sonuçlar alınabileceğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.
Mustafa Tokat: “Burdur’un potansiyeli yüksek ama hikâyesi yeterince anlatılmadı”
Toplantının ikinci konuşmasını yapan Burdur İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Tokat, konuşmasına aslen Antalya’lı olmasına rağmen Burdur turizminin gelişimine verdiği öneme dikkat çekerek başladı.
Tokat, konuşmasını özellikle hazırladığı metin üzerinden yapmayı tercih ettiğini belirterek, Burdur’un turizmde yaşadığı temel sorunun potansiyel eksikliği değil, anlatı ve görünürlük eksikliği olduğunu söyledi. Burdur’un, Antalya’ya yalnızca 120 kilometre mesafede olmasına rağmen geçen yıl 17 milyon turisti ağırlayan bu büyük turizm akışından yeterince pay alamadığına dikkat çekti.
“Turistler Burdur’dan geçiyor ama durmuyor”
Mustafa Tokat, Antalya’ya gelen turistlerin önemli bir bölümünün Burdur güzergâhını kullandığını ancak bu geçişlerin çoğunlukla konaklamaya dönüşmediğini vurguladı. Oysa Burdur’un, UNESCO Geçici Miras Listesi’nde yer alan Sagalassos Antik Kenti, Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası, antik kentleri, barajları, doğal alanları ve dünyada ilk beşte gösterilen Salda Gölü gibi çok güçlü değerlere sahip olduğunu ifade etti.
Göreve başladığı yaklaşık bir yıl içinde Burdur’un kültür ve turizm potansiyelini yakından incelediğini belirten Tokat, sorunların daha önce çalıştaylar ve sempozyumlarla masaya yatırıldığını ancak somut sonuç üretilemediğini söyledi. Bu noktada asıl eksikliğin “hikâye” olduğunu vurguladı:
“Bir şehrin bir hikâyesi olmalı. Hikâyen ne? Neyi satıyorsun? Nasıl anlatıyorsun? Biz biliyoruz ama başkaları ne biliyor?”
Tokat, Burdur’un artık yerinde saymak yerine kendi hikâyesini anlatmak için yola çıkması gerektiğini ifade etti.
“Size gelmiyorlarsa siz gidin” yaklaşımı
Mustafa Tokat, bu anlayışla geçtiğimiz Mart ayında Antalya’daki beş önemli seyahat acentesini önceden randevu alarak birebir ziyaret ettiklerini ve Burdur’u doğrudan anlattıklarını söyledi. Bu ziyaretlerin kendisi için önemli bir geri bildirim sağladığını belirtti:
“Bize, ‘İlk kez bir il müdürü görev yaptığı şehri anlatmak için geldi’ dediler. Bu beni çok memnun etti. Doğru yolda olduğumuzu gördük.”
Bu ziyaretlerin somut sonuçlar verdiğini belirten Tokat, özellikle antik kentlerde ziyaretçi sayılarında yüzde yirmilere varan artışlar yaşandığını ifade etti. Bu gelişmenin, doğru hikâye ve doğru anlatımın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Seyahat acenteleri ve tur operatörleri anahtar konumda
Konuşmasında seyahat acentelerinin turizm tarihindeki belirleyici rolüne de değinen Mustafa Tokat, Thomas Cook örneğini hatırlatarak modern turizmin seyahat organizasyonlarıyla başladığını vurguladı. Bu nedenle Burdur’un turizm yolculuğunda acenteler ve tur operatörlerinin kilit paydaşlar olduğunu belirtti.
Tokat, Burdur’un “alternatif” ya da “operatif” bir il olmak istemediğini özellikle vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Doğası, tarihi ve kültürüyle beklentileri fazlasıyla karşılayabilecek bir kentiz. Turizmde başka bir il olmak istiyoruz.”
Burdur’un antik kentleri, tarihi yapıları, doğal alanları ve güçlü anlatı potansiyeliyle sinema ve kültür endüstrisi için de ilham verici bir merkez olabileceğini dile getirdi.
Ortak hedef: Burdur’un hikâyesini birlikte anlatmak
Mustafa Tokat, konuşmasının sonunda Burdur Valiliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, yerel yönetimler, seyahat acenteleri, tur operatörleri ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çabasıyla Burdur’un kültür ve turizm hikâyesini anlatmaya devam edeceklerini belirtti. Bu sürecin yalnızca yerli turistlerle sınırlı kalmayacağını, yabancı ziyaretçilerin de Burdur’a çekilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Toplantı, Antalya–Burdur turizm iş birliğinin yalnızca bir fikir değil, somut adımlarla ilerlemesi gereken bir süreç olduğuna dair güçlü mesajlarla tamamlandı.
