8 MART ÖZEL: TURİZMİN İLHAM VEREN KADINLARINDAN DAYANIŞMA MESAJI

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde turizm sektörünün güçlü kadın liderleri, sektördeki kadın etkisini, dayanışmanın önemini ve kadın yöneticilerin sektöre kattığı vizyonu GM Turizm ve Yönetim Dergisi'ne anlattı.
Turizm, detaylardaki zarafet ve empatiyle şekillenen bir ağırlama sanatıdır; bu sanatın en güçlü temsilcileri ise kuşkusuz kadınlardır. GM Turizm ve Yönetim Dergisi olarak, sektörün geleceğine vizyon katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.
Bu özel günde; Hediye Güral Gür, Deniz Selen Kılıçözgürler, Beste Küçük, Oya Ebru Küçükel ve Arzu Harley’e turizm sektöründe kadın dokunuşunun yarattığı farkı ve kadın dayanışmasını sorduk.
Kadın yöneticilerimiz, turizmin sadece operasyonel bir süreç değil, duygularla inşa edilen bir deneyim olduğunu vurgularken; kadın liderliğinin sektördeki sürdürülebilirlik ve inovasyon için taşıyıcı kolon olduğuna dikkat çekti.
İşte başarısıyla ilham veren isimlerin gözünden, turizmde kadın olmanın ve birlikte güçlenmenin hikâyesi...
Hediye Güral Gür: “Kadınların katkısı misafir deneyiminde ‘olmazsa olmaz’ bir değer yaratıyor”
NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, turizmin insan odaklı yapısında kadınların empati gücü, detaylara verdiği önem ve deneyim tasarımındaki hassasiyetinin belirleyici olduğunu vurguluyor. Gür’e göre kadın profesyonellerin dokunuşu, misafir deneyimini bütüncül bir kalite anlayışına dönüştürerek sektörde kalıcı bir değer yaratıyor.
Turizm tamamen insan odaklı bir sektör ve detaylara gösterilen özen, empati yeteneği ve misafirin deneyimini bütüncül olarak ele alma yaklaşımı çok değerli. Kadınlar, hizmet anlayışında ve deneyim tasarımında özellikle “konukseverliği hissettirme” konusunda fark yaratıyor. Odadan yemeğe, etkinlikten iletişime kadar her noktada misafirin beklentilerini önceden öngörmek ve sıcak bir atmosfer yaratmak, kadın profesyonellerin dokunuşuyla güçleniyor.
Ayrıca estetik anlayış ve yaratıcılık, otel tasarımı, spa ve gastronomi gibi alanlarda misafirin hafızasında kalıcı izler bırakıyor. Bu nedenle turizmde kadınların katkısı, misafir odaklılık ve kalite deneyimi açısından “olmazsa olmaz” bir değer yaratıyor.
Kadın dayanışmasını en çok, sektörde ortak projelerde veya kriz dönemlerinde hissediyorum. Pandemi süreci bunun en iyi örneklerinden biriydi. Kadın liderler olarak birbirimizle deneyim ve bilgi paylaşımında bulunarak motivasyonumuzu artırdık ve çözüm yollarını birlikte geliştirdik.
Kadın dayanışmasını güçlendirmek için mentor programları oluşturabilir, farklı alanlardan kadın profesyonelleri bir araya getiren platformlar kurabiliriz. Ayrıca başarı hikâyelerinin görünür hâle gelmesi ve kadın liderlerin deneyimlerini paylaşması motivasyonu artırmanın en etkili yollarından biri. Dayanışma yalnızca bir destek değil, aynı zamanda sektörde kaliteyi ve inovasyonu yükselten bir güç kaynağıdır.
Deniz Selen Kılıçözgürler: “Kadın etkisi turizmde deneyimin taşıyıcı kolonlarından biridir”
Gezinomi Genel Müdürü Deniz Selen Kılıçözgürler, turizmin duygu ve deneyim temelli yapısında kadın liderliğinin stratejik bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor. Kadınların empati yeteneği, kriz yönetimi becerisi ve çok yönlü bakış açısının kurum kültüründen sürdürülebilirlik vizyonuna kadar pek çok alanda dönüştürücü etki yarattığını belirtiyor.
Kadınların kriz anlarındaki soğukkanlı ve çok yönlü bakış açısı, üstlendikleri görevlere derinlik katıyor. Güçlü bağ kurma yetkinlikleri ise duygu ve deneyimi besleyerek sürdürülebilir bir değer yaratır. Turizmin duygulara, hayallere ve anılara dayanan bir sektör olduğu düşünüldüğünde, bu yetkinlikler kadın etkisinin bir “destek” unsuru değil, çoğu zaman deneyimin taşıyıcı kolonu olduğunu göstermektedir.
Ayrıca kadın liderlerin stratejik karar alma mekanizmalarındaki varlığı; kurum kültürünün şekillenmesi, sürdürülebilirlik vizyonunun oluşturulması ve ekip motivasyonunun güçlendirilmesi açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkeleri doğrultusunda benimsenen adil ve destekleyici yaklaşımın, bulundukları her ortama katma değer ve farkındalık sağladığı açıktır.
Sadece turizm sektöründe değil, bugüne kadar çalıştığım diğer sektörlerde de kadın dayanışmasını her zaman hissettiğimi söyleyebilirim. Özellikle kriz dönemlerinde kadın yöneticilerin birbirine açıkça bilgi aktardığı, deneyim paylaştığı, moral verdiği ve mentorluk yaptığı pek çok sürece tanıklık ettim.
Bu bağların yalnızca operasyonel sorunları çözmeye değil, aynı zamanda bireysel motivasyonu ve kurumsal dayanıklılığı artırmaya da katkı sağladığını düşünüyorum. Çünkü bu dayanışma sadece profesyonel bir iş birliği değil, aynı zamanda duygusal bir güç alanı yaratıyor.
Sektörde kadın dayanışmasını güçlendirmek için bugünün kadın liderlerine önemli sorumluluklar düşüyor. Ekiplerindeki kadın–erkek ayrımı gözetmeksizin tüm çalışma arkadaşlarını yakından tanımaları, potansiyellerini doğru analiz etmeleri ve onların yarının yöneticileri olabileceği bilinciyle hareket etmeleri gerekiyor. Kapsayıcı ve gelişim odaklı bir yönetim anlayışı benimsendiğinde kurum içinde birbirini besleyen güçlü yapılar oluşur.
Beste Küçük: “Kadınlar turizmde sektörün geleceğini şekillendiren liderlerdir”
BODER Yönetim Kurulu Üyesi Beste Küçük, turizmin doğası gereği insan ilişkileri ve iletişim temelli bir sektör olduğunu hatırlatarak kadınların sektörde dönüştürücü bir güç olduğuna işaret ediyor. Küçük, üst yönetimde kadın temsilinin artmasının yalnızca eşitlik değil, sektörün sürdürülebilir geleceği açısından da kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Turizm aslında doğası gereği oldukça dişil bir sektör. Ancak buna rağmen sektörün üst yönetim yapılarında hâlâ erkek egemen bir yapı ile karşı karşıyayız.
Bugün hâlâ çok başarılı, donanımlı ve tecrübeli olsa bile sırf kadın olduğu için bir kadın yönetici ile çalışmak istemeyen yatırımcılar olduğunu görüyoruz. Açıkçası 21. yüzyılda bu bakış açısı oldukça düşündürücü.
Bu nedenle kadın yöneticiler olarak çoğu zaman kendimizi kanıtlamak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir yandan annelik ve aile sorumluluklarımızı taşırken, diğer yandan sektörde var olup üretmeye devam ediyoruz.
Ancak ben şuna inanıyorum: Kadınlar turizmde sadece çalışan değil, sektörün geleceğini şekillendiren liderlerdir. Kadınların yönetimde daha fazla yer aldığı bir turizm sektörü hem daha sürdürülebilir hem de daha güçlü olacaktır.
Oya Ebru Küçükel: “Kadınların empati gücü misafir deneyimini güçlendiriyor”
TÜRSAB Başkan Danışmanı Oya Ebru Küçükel, turizmde hizmet kalitesi ve deneyim yönetiminin kadınların empati gücü ve çözüm odaklı yaklaşımıyla güçlendiğini ifade ediyor. Küçükel’e göre kadınların yönetimden girişimciliğe uzanan geniş katkı alanı, sektörde kalite ve sürdürülebilirlik çıtasını yukarı taşıyor.
İnsan ilişkilerinin odağındaki turizmde, misafir deneyimini yönetmek yüksek bir empati becerisi gerektirir. Bu nedenle özellikle misafir deneyimi, iletişim yönetimi, operasyon koordinasyonu ve hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği gibi alanlarda kadınların dokunuşunun çok belirleyici olduğunu düşünüyorum.
Kadınların detaylara gösterdiği özen, kriz anlarında çözüm üretme becerisi ve empati gücü; turizmde misafirin kendini özel hissetmesini sağlayan en önemli unsurlardan biridir.
Bugün turizm sektöründe kadınların yalnızca operasyonel görevlerde değil, aynı zamanda yönetim, girişimcilik ve strateji geliştirme alanlarında da güçlü katkılar sunduğunu görüyoruz. Bu çeşitlilik ve bakış açısı sektöre hem kalite hem de sürdürülebilirlik kazandırıyor.
Turizm sektörü oldukça yoğun ve dinamik bir yapıya sahip. Bu süreçte kadın profesyonellerin birbirine destek olduğu pek çok ana tanıklık ettim. Özellikle sektörde yeni başlayan genç kadınların deneyimli kadın yöneticiler tarafından desteklenmesi, bilgi ve deneyim paylaşımı yapılması benim için çok kıymetli bir dayanışma örneğidir.
Kadın dayanışmasını güçlendirmek için sektör içinde mentorluk programlarının yaygınlaştırılması, kadın liderlerin görünürlüğünün artırılması ve kadın istihdamını destekleyen kurumsal politikaların daha güçlü şekilde uygulanması gerektiğine inanıyorum.
Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması hem sektöre hem de yeni nesil kadın profesyonellere ilham verecektir. Turizm sektörü kapsayıcılığı ve fırsat eşitliğini güçlendirdiği ölçüde daha sürdürülebilir ve güçlü bir yapıya kavuşacaktır.
Arzu Harley: “Dünyaya Türk kadınını doğru tanıtmak bizim en önemli görevimiz”
Holidaymine CEO’su Arzu Harley, turizmin dijitalleşme ve yeni iş modelleriyle yeniden şekillendiği süreçte kadınların değişime en hızlı uyum sağlayan iş gücü olduğunu belirtiyor. Harley, kadın liderlerin artan temsilinin Türkiye’nin çağdaş yüzünü uluslararası alanda güçlendirdiğini ve sektörde eşit rekabet kültürünün önemini vurguluyor.
Turizmde kadının sadece belli kulvarlarda sektöre katkı sağladığı anlayışının yeniden yazıldığı dönemlerdeyiz. Turizm artık otel ve acenta arası bir iş birimi olmaktan ibaret değil. OTA’lar, bedbankler, wholesale, retail, channel manager, marketplace, experience marketing, destination marketing gibi pek çok ana kulvarın bileşeni artık turizm ve kadınlarımız doğaları gereği bu karmaşık, yenilikçi düzeni en hızlı anlayan ve adapte olan iş gücü olarak sayısız başarılara imza atıyor.
Devinen turizm anlayışında kadın yönetici sayısı da eski düzene göre pozitif ivme göstermekte ve kadınlarımız modern, laik Türkiye’nin en aydınlık yüzleri olarak Cumhuriyetimizi layığı ile dünyada temsil etmektedirler.
Dünyaya Türk kadınını doğru tanıtmak bizim en olmazsa olmaz görevimizdir.
Mesleğe 30 yıl önce başladığım göz önüne alınırsa, o zaman bilgiye ulaşmak bu kadar kolay olmadığı gibi turizm endüstrisinde bir kılavuz da yok idi. O yıllarda özellikle kadın meslektaşlar arası gözle görülür bilgi ve tecrübe paylaşımına dayalı bir dayanışma kültürü var idi.
Bugün ise bilgi ve teknik donanıma ulaşmak çok basit. Rekabet çok acımasız. Kadın ile erkeğin henüz fırsat eşitliğine ulaşamadığı sektörümüz genelinde en çok ihtiyacımız olan; kadının kadını motive etmesi, cesaretlendirmesi, mentörlük etmesi ve bence en önemlisi rekabet kulvarını kadın kadına rekabet ekseninden çıkararak genel rekabet eksenine genişletmesidir.
Kadınların içinden sıyrılan kadının sonra bir de erkeklerle mücadele etmesi gibi gizli bir mertebelendirme var. Bu, kadınların çok kıymetli zamanına mal olmaktadır. Kadın erkek eşittir ve rekabette de eşit eksende olmalıdır. Birbirimizi ileri taşıyacak güçteyiz.